Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve Selam dürüst ve sözünün eri olan Rasulullah (s.a.v.)’e olsun. Allahım senin öğrettiklerin dışında bir bilgimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilen ve her şeyi yerli yerinde yaratansın. Allahım, bize faydalı ilim öğret, öğrettiklerinden de faydalanabilmeyi nasip et, ilmimizi arttır. Bize hakkı hak olarak göster, ona itaat etmeyi nasip et. Batılı da batıl olarak göster, ondan da kaçınmamızı nasip et. Bizi sözü işitip sonra da en güzel şekilde itaat edenlerden eyle. Rahmetinle bizleri salih kulların arasında cennetine koy.

Ramazan Ayına Hazırlık:

Değerli kardeşlerim, bu hafta Ramazan hakkında konuşmalıyız. Çünkü geçen seneden biliyorsunuz ki Ramazanda teyakkuza geçiyor, dikkat çekiyoruz. Ramazan ayı planlamaları çerçevesinde esas olan, sabah namazı vaktinde Kuran ile başlayıp teravih namazı ile bitirmektir. Her gün Allah’ın izniyle sabah namazında 4 sayfa, teravih namazında da 16 sayfa Kuran okuyoruz. Sabah namazı ve teravih namazından sonra da ders vardır. Bildiğiniz gibi Tavusiye Camiinde öğle namazından sonra günlük derslerimiz yapılıyor. Yine Hamidiye’deki Ahmediye Camiinde Pazar, Salı ve Perşembe günleri ikindi namazından sonra derslerimiz devam edecek. Cuma günü de ders Ramazan ayında ikindi vaktinden sonra yapılacaktır. Pazar ve pazartesi dersleri ise geçen yılki gibi bu yıl da durdurulacaktır.

Burada asıl amacımız şudur ki, insan bazen eğitim döneminde derslerine odaklanmış oluyor veya her hangi bir konuda yoğun bir dönem geçiriyor. Geçen derste de bu konunun ısrarla üzerinde durmuştum. Allah ile aranızda yeni bir sayfa açmak için büyük bir fırsat var. Yine zikrettiğim gibi mesela insan bazen evinden çıkar ve sadece bir yiyecek mesela bakla almak için uzak bir yere gider ve der ki: “Meydanda çok iyi bir dükkân var” Muhacirler mahallesindeki evinden çıkar ve güzel olduğunu düşündüğü için bir miktar bakla almak üzere meydana kadar gider. Peki, neden dini için ferahlayacağı, mutmain olarak namaz kılacağı, samimi olduğunu düşündüğü veya kesin olarak bildiği bir camiye gitmeyi tercih etmez?

Kardeşlerim, Ramazan meselesi gerçekten çok büyük bir meseledir. Zira Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( رغم أنف عبد أدرك رمضان فلم يغفر له، إن لم يغفر له فمتى؟ ))

[ الترمذي عن أبي هريرة]

“Ramazan’a erişip de bağışlanmayan kulun burnu sürtünsün. O zaman bağışlanamazsa ne zaman bağışlanacak?”

(Tirmizi Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

Geçen dersimizde başladığımız, bu ayla ilgili yönlendirme ve tavsiyelere devam edebiliriz.

Ramazan Ayında Kuran Okumayı Çoğaltmak:

Değerli kardeşlerim, Kuran’ı Kerim, Efendimizin hep meşgul olduğu bir kitaptır. Rasulullah (s.a.v.) çokça Kuran okurdu. Ki bildiğiniz gibi Kuran’ı Kerim okunmasıyla ibadet olunan bir kitaptır. Kuran’ı Kerimi kavrayarak okumak gerekir.  Mesela boş zamanlarınıza göre günde bir veya iki cüz okuyabilirsiniz. Anlayarak okumak çok önemlidir. Asıl bu sizi Allah katında yüceltecek olan kıraattir. Allah subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴾ إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ*لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ ﴿

[ سورة القدر: 1-3 ]

“Şüphesiz, biz onu (Kuran’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”

(Kadir Suresi: 1-3)

Bu ayetin manalarından biri de şudur: Allah’ın kadrini kıymetini gereği gibi bilmeniz seksen yıl ibadet etmenizden daha hayırlıdır. Zira kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Allah Teâlâ buyuruyor ki:

 وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍ قُلْ مَنْ أَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي ﴿
جَاءَ بِهِ مُوسَى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُمْ
﴾ مَا لَمْ تَعْلَمُوا أَنْتُمْ وَلَا آَبَاؤُكُمْ قُلِ اللَّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ 

[ سورة الأنعام: 91 ]

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.”

(Enam Suresi: 91)

İnsan Allah’ı tanımadığı zaman O’na isyan eder. O’nu tanıyan, bilen kul isyan edemez. Eğer Allah’a itaat etmek için bir sebep arıyorsanız Allah’ı tanımanız yeterlidir.

En Değerli Vakit, Allah’ı Tanımak İle Geçirilen Vakittir:

Öyleyse Allah’ı tanımak, O’nu öğrenmek için geçirilen vakit, en değerli vakittir. Bu vakitten en güzel şekilde istifade etmektir. Zira bunun faydası o vakti hayırlı bir şekilde geçirdikten sonra geri dönecektir. İnsan kardeşlerim, Allah ile olan ilişkilerinde şeklî yani yüzeysel olmamalıdır. Yani ilahımız her şeyi işitir. Dikkat edin namazda “Allah O’nu hamd eden kişiyi işitir.” diyorsunuz. Allah Teâlâ nasıl amel ettiğinize bakmak için sizi izler. Ve O:

﴾ وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿

[ سورة الحديد: 4 ]

“Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.”

(Hadid Suresi: 4)

Ramazan ayında Allah için salih amel işlediğinizde Allah bunu bilir. Bazen ana hatlarıyla Allah Teâlâ ile iletişim kurarsınız. Peki, O’nunla daha ince çizgilerle iletişim kurmaya, Ramazanda yapmanız gereken şeyleri bir yere kaydetmeye ne dersiniz? Bu fikirde ısrarcıyım. Bu fikirden çok hızlı bir şekilde yola koyulmak istiyorsak, yüz km hızla ona ulaşmak için şu noktadan önce harekete geçmeliyiz. Bu işleme Ramazan ayında başlayan insanlar, orucun hakikatini, orucun farzlarını, menduplarını, Ramazan ayında yapılması gerekenleri öğrenene kadar Ramazanın yarısını geçirmiş oluyorlar. Ramazan zaten otuz gündür. Nasıl ki Allah Teâlâ Musa (a.s.)’a otuz gün vaat etmiş ve onu on gün ile tamamlamıştı, bu otuz gün Allah ile aramızda yeni bir sayfa açmak için senede bir gelen bir fırsattır.

Ramazan’da İstikamet Esastır:

Şimdi, namaz konularını ele alırken, Ramazan ve Kuran, Ramazan ve namaz, Ramazan ve infaktan bahsettik. Kuran, namaz ve infak… Bu üçünden önce istikametin mutlak anlamda bir manası yoktur. Zira mübahları, yeme içmeyi terk edip de büyük günahlar işleyen kişinin istikamet ve bağlılığı söz konusu olamaz. Bu komik bir şeydir, korkunç bir çelişkidir. Büyük günahlar işleyen kişi ile yeme içmeyi bırakıp oruç tutan kişi arasında net bir çelişki vardır. Fakat Allah Teâlâ bize mübahları terk etmemizi emretmiştir ve bu, günahları terk etmemiz için bir ön hazırlıktır.  Ramazan ayı kesinlikle Allah’a karşı gelmeyi kabul etmez. Tabi eğer oruçları sadece yeme içmeyi bırakmaktan ibaret olan bir halktan olmak istemiyorsanız… İmam Gazali bu şekilde orucu ‘hayvanların orucu’ olarak isimlendirmektedir. Ama müminlerin orucu isyanı ve günahları terk etmektir. Takva sahiplerinin orucu ise Allah dışında her şeyi terk etmektir. Sadece yeme içmeyi bırakıp oruç tutanların orucu sıradan insanların orucudur. Günahları terk etmek müminlerin, Allah dışındaki her şeyi terk etmek takva sahipleri ve değerli insanların orucudur.

İbadette En Tehlikeli Şey Onu Adet Haline Getirip Sıradanlaştırmaktır:

Derim ki: Ramazan istikamettir, Ramazan Kurandır, infaktır, namazdır. Ramazanda bu dört şey ağır basar. Dersek ki: “İstikamet hayatta kendiliğinden oluşan bir harekettir, öyle yaşarız, eşimiz, kızlarımız, oğullarımız, alış verişimiz zaten öyledir.” Bu bir abartıdır, aldatmadır, yalandır, ihmalkârlık, hafife almaktır. Bu durum istikrarsız bir durumdur. Bu şekilde makbul ve geçerli bir oruç tutmuş olmazsınız. Kendinizi bir söz, bir görüş, bazen bir lira için hesaba çekersiniz, onu nasıl elde ettin, nasıl harcadın? İşte şimdi kendinizi oruca ehil kılın, hazırlayın. Ama eğer onu hafife alır toleranslı davranırsanız, bu tolerans bir perde oluşturur. Kardeşlerim, ibadette en tehlikeli şey, onu adet haline getirmek, sıradanlaştırmak, içini boşaltmak, anlamsız davranışlardan ibaret kılmaktır. Öyleyse etrafımıza ışık saçmak, imanımızın şiddetini arttırmak için orucun meyvelerini toplamalıyız. Bir olan Allah’a ulaşmak için istikamet üzere dosdoğru olmamız şarttır.

İstikamet Susmayı, Dile, Göze ve Kulağa Sahip Olabilmeyi Gerektirir:

Dili tutmak, daha önce de söylemiştim; Sorumlu kılınmak zahmeti de yanında getirir. İnsan bazen insanların hataları, rezillikleri, sorunları, ahmaklıkları hakkında bir şey duyduğunda bundan hoşnut olur. Dinler, abartır ve bu dedikoduya katılır. Ama istikamet yani dosdoğru olabilmek, susmayı, dili tutmayı gerektirir.

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ ))
وَسَلَّمَ: لا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ وَلا يَسْتَقِيمُ
(( قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ وَلا يَدْخُلُ رَجُلٌ الْجَنَّةَ لا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ 

[أحمد عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ]

“Enes (r.a.) diyor ki: “Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kulun kalbi doğru oluncaya kadar imanı dosdoğru olmaz. Dili doğru oluncaya kadar da kalbi dosdoğru olmaz. Komşusunun kendisinden bir kötülük gelmeyeceğine emin olmadığı kimse cennete giremez.”

(Ahmed b. Hanbel Enes b. Malik’ten nakletmiştir)

Diline sahip olmak, otuz gün boyunca dilinizi tutmaya alışırsanız, nefsinize de hâkim olabilirsiniz. Birçok âlim yanlarında biri hakkında konuşulduğunda “sus bu gıybettir” derdi. İnsan gıybet etmeyi bıraktığında kendine, diline, gözlerine hâkim olduğunu hisseder. Yüce Allah’tan dilerim ki, gözlerini haramdan sakınma konusunda insanlar abartsınlar, çünkü gözleri serbest bırakmak veya gözlerini harama karşı kapatmayı hafife almak, bu konuda toleranslı davranmak veyahut da bakış konusunda gevşek davranmak Allah ile kul arasında bir perde oluşturur. Ben bir yaraya parmak basıyorum. Oruç oruçtur. Sizden isteğim orucu yeme içmeyi terk etmekten ibaret sanmamanızdır. Eğer bu ibadet bu şekilde anlaşılırsa Allah Teâlâ bizden uzaklaşır. Evreni yaratan Allah’ın gün boyunca yeme içmeyi bırakmamızı ve gece de dilediğimizi yememizi emretmesi akıl alır bir şey midir? İnsanların çoğu Ramazanda geceyi gündüze, gündüzü de geceye çeviriyor. Üç öğün yiyor. İftarda ağır yağlı bir öğünü alıyor. Uyumadan önce saat on ikide bir öğün daha yiyor. Bir de sahur da yiyor. Gündüz yapamadıklarını gece yapıyorlar. Yani Ramazan dile sahip çıkmayı gerektirmektedir. Konuşmak, aldatmak, gıybet, söz taşıma, abartı, yersiz düşüncelere yer yoktur. Bunlar sözde de bakışta da olabilir. Hatta dinlemede de mümkündür. Şarkıcıları dinlemek mesela, bundan men eden birçok hadis vardır. Önceden yaptığımız bir derste zikretmiştim, bu konuda gerçekten çok açık Kuran ve Sünnete dayalı deliller vardır. Sonuç olarak kulağa, göze ve dile sahip olmak. Tabi ki bu Rasulullah (s.a.v.)’in dualarından biridir.

Kişinin Kendine Hâkim Olması Onu Allah Azze ve Celle’ye Yakınlaştırır:

Kendine hâkim olmak kulu Allah’a yaklaştırır. Bu yakınlıktan ne zaman faydalanmak gerekir? Teravih namazlarında veya Allah ile iletişim kurduğumuzda. İnsan nasıl değerli bir kişiyle görüşeceği zaman kendine çeki düzen verir, mutlu olur, giyinir, süslenir, kokulanır, güler yüzle yanına gider, işte aynen öyle Ramazan ayı Allah Azze ve Celle ile beraber olma zamanıdır. Daha önce de zikrettiğim gibi insan Ramazan ayını iman ile karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek geçirirse Allah Teâlâ onun tüm günahlarını bağışlar.

(( من صام رمضان إيماناً واحتساباً غفر له ما تقدم من ذنبه ))

[ متفق عليه عن أبي هريرة]

“İman ile sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek oruç tutan kişinin geçmiş günahları affedilir”

(Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

(( من صام رمضان إيماناً واحتساباً غفر له ما تقدم من ذنبه ))

[ متفق عليه عن أبي هريرة]

“İman ile sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek oruç tutan kişinin geçmiş günahları affedilir”

(Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

Bu ikisinin (iman ve sevabı Allah’tan beklemek) de karşılığı Allah ve Resulünün bağışlamasıdır. Her zaman üzerinde durduğumuz bir nokta var. Hayatta neden sorunlar vardır? Fakirlik, boşanmalar neden vardır? Bir adam bana bir soru sormuştu: “Neden eşlerimiz gelip bize eziyet ediyorlar ve bu eziyet artık ümitsizlik derecesine kadar ulaşıyor?” Mantıklı olun. Allah Azze ve Celle’nin size yapılan işkenceye ihtiyacı yoktur. Neden fakirlik vardır? Neden ayrılıklar var? Neden kötü evlatlarımız oluyor? Niçin şiddetli toplumsal sorunlar yaşıyoruz? Kesinlikle bilmelisiniz ki Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴾ وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ ﴿

[ سورة الشورى: 30 ]

“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”

(Şura Suresi: 30)

Şimdi kendinize hâkim olabilme aşamasındasınız. Gücünüz yetiyorsa hemen bunu yapın. Eğer yetmiyorsa yapabilmek adına bir plan hazırlayın. Bir gecede eşinizin sizin gibi olmasını bekleyemezsiniz. Buna çocuklarınızı da ikna edemezsiniz. Fakat onları disipline etmek adına bir plan belirlerseniz, güzellikle, tavsiyelerle bunu yaparsanız, camiye giderken onları da yanınıza alır, onlara değer verir ve ikna ederseniz, onlarla beraber oturursanız, bu yaptığınız geçmişteki eksikliklerinizi telafi edecek bir plan olur.

Müminlerin Orucunun Bir Aşaması da Göze ve Dile Hâkim Olmaktır:

İstikametin ilk evresi şudur: Oruçlusunuz, o zaman bakış yok, gözleri harama kapatmak kesinlikle sıkı sıkıya olmalı. Konuşmak yok, dile tavizsiz bir şekilde hâkim olunmalı. Dinlemek yok, kulaklar kesinlikle kapanmalı. Öyleyse Allah’ın haram kıldıklarına karşı gözünüzü kapatmalı, haram kıldığı şeylere karşı kulaklarınızı tıkamalı, dilinizi tüm haram sözlerden, dille alakalı günahlardan, gıybetten, laf taşımadan, yalandan, iftiradan, alay etmekten, taklitten ve bunun gibi şeylerden temizlemelisiniz. Gözlere, dile ve onlar dışındaki şeylere Allah’ın yasakladıklarına karşı hâkim olmak, işte bu aşama müminlerin orucunun bir aşamasıdır. Az önce de dediğim gibi: Sıradan insanların orucu başka bir şeydir, müminlerin orucu başka bir şeydir. Takva sahiplerinin orucu ise bambaşka bir şeydir. Biz Allah’ın yasakladığı şeyleri terk ederek müminlerin orucunu tutan kişiler olmaya çalışmalıyız. Kişi camilere gitmeli, bunu çoğaltmalı veya Allah’a karşı amel işlemeyi severek yapmalı, bunlara az da olsa devam etmelidir.

Metot ve Sistemlerin Çokluğu Karışıklığa ve Şaşkınlığa Sebep Olur:

Not olarak eklemeliyim: İnsan yönünü, hedefini tek olarak belirlemek zorundadır. Dağılmak ilerlemeyi zayıflatır. Bazen insan sürekli bir mescide gider. O mescidin de bir yolu, metodu vardır. Bu metot onu çok çeşitli modellere nakleder. Bazen de kişi başka bir mescide gider, orada olanlar da baş göz üzerinedir. Ancak bu metot farklılığı, karışıklığa yol açar. Birinde tavizsiz bir yol izlenirken diğerinde daha rahat bir sistem vardır. Hangisi hak üzeredir? Biri radikal, diğeri daha rahat bir sistem. İnsan başlangıçta metotlar arasında dolaştığında bu sistemler arasında kaybolur. Bir tavsiye babında önerim şudur; İnsanın bir metoda, bir kaynağa tabi olması gerekir ki elini güçlendirebilsin. Güçlendiği zaman ona deriz ki: Dilediğin yere geç, istediğin insanla otur. Fakat başlangıçta metot ve sistemlerin çokluğu tehlikelidir. Çünkü bu çeşitlilik karışıklığa ve şaşkınlığa neden olur. Mesela daha radikal bir yol üzere iken daha dengeli bir sisteme geçer. Hangisi hak yoldur? İkisinin de delilleri ve bir bakış açısı vardır. Başlangıçta bir şeye ulaşabilmek için tek bir metoda uyulmalıdır. Ondan sonra artık her şeye ulaşmak için yollar aranabilir.

Allah’a Giden Yol Açıktır, Dosdoğru Olduğunuzda Belli Organlarınıza Hâkim Olursunuz:

İlk konu istikamettir, ikincisi namazdır. Dediğim gibi ilahımız yücedir, kerem sahibidir, en büyüktür ve emri yeme içmeyi terk etmemizdir. Bu ay ibadet ayıdır, yoğun bir dönem, bir çeşit sıçrayıştır. Allah Azze ve Celle’ye ulaşmaktır.

Diğer bir konu da şudur, dosdoğru olduğunuzda dilinize, gözünüze, kulağınıza, sahip olur, gelirinize, harcamanıza, ailenize, arzularınıza dikkat edersiniz. İşte o zaman Allah’a giden yol açılır. Nasıl namaz kılarsınız? Öncelikle, Allah ile beraber olmanın vasıtalarından biri namazdır, namaz içindeki kıraattir. Zira şöyle denmiştir:

(( ليس للمرء من صلاته إلا ما عقل منها ))

“Kulun kıldığı namazın ancak bilerek huşu ile kıldığı kısmı kabul edilir.”

Namazda kıraat esnasında imamla beraber olursunuz, Fatiha’da manaları düşünür, “Subhane Rabbiyel azim” ile rükuya gider, “Subhane Rabbiyel ala” ile secde eder, son oturuşta salli barik dualarını okursunuz. Aslolan rükû ve secdede, kıyamda, son oturuşta okuduğunuz duaların manalarına vakıf olmaktır. İşte bu namazı huşu ile kılmanın bir şeklidir. Ancak ikinci defa söyleyelim ki; Allah Teâlâ sizin karşısında durmanıza ve okuduklarınızdan gafil olmanıza hiçbir şekilde ihtiyaç duymaz. Zira şöyle buyurur:

﴾ وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ ﴿

[ سورة المعارج: 34 ]

“Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.”

(Mearic Suresi: 34)

Sadık Bir Mümin Namaz Kılarken Allah Teâlâ’nın Kelamını Sanki Bizzat O’ndan Dinlemektedir:

Şu ayete gelecek olursak:

﴾ الَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ﴿

[ سورة الماعون: 5 ]

“Onlar namazlarını ciddiye almazlar.”

(Maun Suresi: 5)

Yine sabah namazını, yatsı namazını, Teravih namazını camide kılmak, okuduğumuz ayetler üzerinde iyi düşünmek gerekir. Sadık bir mümin namaz kılarken Allah Teâlâ’nın kelamını sanki bizzat O’ndan dinlemektedir. Zira Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

 قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ ﴿
﴾ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

[ سورة الزمر: 53 ]

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

(Zümer Suresi: 53)

 وَإِذَا جَاءَكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآَيَاتِنَا فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ ﴿
﴾ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنْ بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

[ سورة الأنعام: 54 ]

“Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

(Enam Suresi: 54)

Namazda imam Kuran okurken, ondan Kuran dinlerken ayetlerle beraber olmak, onun Allah’tan geldiğini telakki etmek gerekir.

Namazı Geciktirmek Şeytanın Amelidir:

Öyleyse ikinci kez söyleyelim: Ramazan istikamettir ve bu, hadiste geçen bir tabirdir. Ramazan namazdır, onu vaktinde kılmalısınız. Namazın vaktini geciktiren kişinin ömrünün bereketi gider. Yani Ramazan’da şu yolu deneyin: Müezzin ezan okuduğu anda her şeyi bırakın ve namaza yönelin. Herkesin bunu uygulaması da Allah’ın bir lütfudur. Müezzin ezan okuduğu anda her şeyi bırakın ve namaz kılın. Çünkü o sizi “haydı namaza, haydi kurtuluşa” diyerek namaza çağırıyor. Ramazan ayındasınız ve namazı geciktirmek şeytanın amelidir. Bazen bazı şeyler çekici ve caziptir. Mesela namazı hatırlatan bilgisayar programları vardır. Çünkü insan oturur ve o bilgisayar başındayken hiç anlamadan ekranda bir görüntü çıkar ve “dikkat et ikindi namazı vakti. İkindi namazını kıldın mı?” diye uyarır. Buna benzer şeyler de mevcuttur. Öyleyse müminin namazın vaktini ve okuduğu ayetlerin manası hakkında düşünmesini hatırlatacak uyarıcıları vardır. Fakat onun da üstünde çağımızda Allah Teâlâ için bazı esintiler vardır. Onlara dikkat edin. Ki onlar sizin elinizde değildir ama Allah Azze ve Celle’nin kudretindedir. Allah onları size uygun vakit ve yerlerde ihsan eder. Size de onları öğrenmeye ehil olun, isteyin. Kendinizi onlara verin. Allah Subhanehu ve Teâlâ onları sizden esirgemez. Bazen insan teravih namazında çok ağlar ve Allah Teâlâ’ya tarif edilemez bir yakınlık hisseder. Bu Cuma günü de mümkündür. Veya iki gün, üç gün de olabilir. Bu sizin önemsemenize ve çabanıza bağlıdır. Allah bazen kalbinize tecelli eder ve O’na tarif edilemez bir yakınlık hissedersiniz. İnsan teravih namazını kılar, Allah’a yaklaşır. Necm Suresinde bazı latif manalar ifade eden ayetler vardır:

﴾ ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى * فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى ﴿

[ سورة النجم: 8-9 ]

“Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar yahut daha az oldu.”

(Necm Suresi: 8-9)

Ramazan İstikamet, Namaz ve Kuran Ayıdır:

Söylemiştim, birimiz bazı sakin saatlerinde eksiksiz bir namaz kılar, üzerine bir sekinet iner ve Allah Teâlâ onun kalbine tecelli eder. O zaman kendinize deyin ki: “Ey filanca, bu namaz Allah’ın emrettiği namazdır. Rasulullah (s.a.v.)’in “Rahatlat bizi ey Bilal!” dediği namazdır. Bu namaz Allah katında seni değerli kılacak olan, seni olgunluğa eriştirecek, kalbine mutmainlik ve hoşnutluk kazandıracak, sevgi kaynağını yerinden çıkaracak olan namazdır.” İşte namaz budur. Öyleyse Ramazan ayında biliriz ki bizler istikamet üzere olmalıyız. Fakat insanlar Ramazanı toplantılar, görüşmeler, şu veya bu ayı haline getiriyorlar. Sabahlıyor, hataya düşüyorlar. Onu alış veriş, para kazanmak, harcamak, ziyafetler vermek, arkadaşlarla görüşmek için sebep haline getiriyorlar. Fakat ramazanda her şey iki misline katlanır. Kabul edilemez bu tavır Müslümanların önde gelenlerinin bile yaptığı bir şey oluyor. Bu ay Allah Azze ve Celle için geçirilecek bir aydır. Öncelikle o istikamettir, namaz demektir. Yani insan ramazanda namazlarını camide vaktinde kılmaya özen göstermelidir. Çünkü cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 kat daha değerlidir.  Kişi yatak odasında Kuran okumak istediğinde uykusu gelir. Yatak rahattır, kitap sıkıcı hale gelir. Bakarsınız, kitap elinizden düşer ve uyursunuz. Ama kütüphanede yanınızda arkadaşlarınızla oturduğunuzda, tüm arkadaşlarınız Kuran ile ilgilendiğinde, kitap önünüzde açıktır. Aydınlatma iyidir, yanında kalem vardır ve sandalyede oturursunuz. İşte bu hava ders çalışma ortamıdır. Bu ortamda çoğunlukla çok çalışılır. Fakat yatakta kitap okursanız uyursunuz. Bazen evde namaz da öyle kısa sürer. Çünkü yatak hazırdır, gözünüz yataktadır, namaz kılar ve okursunuz: “De ki O Allah birdir.” Ama yatak orada hazırdır. Yalnız camiye gittiğinizde cemaatle namaza durur, imamın bir rekâtta okuduğu bir ya da daha fazla sayfa Kuran’ı dinlersiniz. Ayetler hakkında düşünürsünüz. İşte bu namaz Allah Teâlâ’nın kılmamızı istediği namazdır. Şunu iyi anlayın; Namaz dinin direğidir. Onu ikame eden dinini de ikame etmiş olur, onu yıkan yani yerine getirmeyen dinini de yıkmış olur. Öyleyse ramazan istikamet demektir, namaz demektir.

Şimdi ramazan Kuran’dır. Dilerim ki her biriniz anlayarak, derin düşünerek Kuran hatmine başlayacaksınız. Bu hatim kulluk ile eşittir. Her gün bir cüz okuyun ve onunla ibadet edin. Hatminizi okuyup tefekkür edin. Buna hiçbir mani yoktur. Evdeki Kuran Mushaflarından birini alın, kaleminizi alın, altını çizin, işaretler koyun, oklar ve notlar ekleyin. Veya bazı ayetleri seçip onları yazın. Böylece bir Kuran dersi yapmış olursunuz. Kuran’ı ders olarak ele almak, emirlerine ve yasaklarına uymak, helallerine ve haramlarına boyun eğmek, evren ile ilgili ayetlere, tarihsel ayetlere, kıssalara dikkat etmek, Allah’ın yarattığı varlıklar ile ilgili ayetlerini tedebbür etmek, Allah’ın kitabı üzerinde dikkatlice durmak kaçınılmazdır, şarttır. Kardeşlerim, Kuran taşkın bir deniz gibidir. İçine daldıkça inciler, mücevherler bulursunuz. Bazen bir harf, bir kelime, bir dini hüküm ile coşarsınız. Bir ayeti anladığınızda ise kalbiniz mutmainlik ve Allah Teâlâ’ya güven ile dolar.

Kuran Dinlemek İçin Verilen Emek Manaları Derinleştirir:

Başka bir konuya gelelim: Bir öğrenci üniversitede bir seminere katılmak istediği zaman mekâna gider, dinler, ya anlar ya da anlayamaz. Eğitimciler şunu tavsiye ediyor; eğer o seminer için düzenlenmiş bir kitap varsa seminere gitmeden önce kitabı okuduğunuzda, üzerine durulacak konularla ilgili hazırlık yaptığınızda, ana konu nedir, bu ana fikir nasıl açıklanacaktır? Gibi konularda çalıştığınızda verim alabilirsiniz. Ramazanın ikinci günü büyük ihtimalle ikinci cüzü okuyacağız. Bu cüzü Ramazanın birinci günü okumanıza hiçbir engel yoktur. Bu derste hangi konular ele alınacaktır? Bu cüzde ana fikir, esas nokta nedir? Bu şekilde imamın arkasında Kuran dinlerken zihninizde o cüzün tamamı canlanır. Bazı ayetler hakkında fikriniz olur. Böylece bazı ayetlerden çok fazla etkilenirsiniz. Ders dinlemeye gittiğinizde konuşmacının ne dediğini, hangi konuları nasıl, hangi yönden ele alacağını, delilerinin ne olduğunu, derinliğin ne boyutta olduğunu anlamak istersiniz. İşte Kuran’ı dinlemek için bu şekilde verilen emek ve gayret manalarını derinleştirir.

Konuyu başka bir yoldan açıklayayım: Ders çalışma hakkında bir birim oluşturma imkânımız olsaydı şöyle derdik; Kişi kitabı eline alır ve yorulmadan, düşünmeden, dikkat etmeden, sindirmeden yatıp uzanarak okur. Bitirinceye kadar sayfalarını çevirir. Deriz ki: Bu çalışma ona sadece faydalı oldu. Geriye ne kaldı? %90 kaldı. Eğer ilk okumasında çabasının %90 ‘ı kadar karşılığını alsaydı ne kalacaktı? Sadece . Ayetleri okurken planlayarak, işaretler koyarak, bu fıkhî bir ayettir, bu evren ile ilgili bir ayettir, bunda emir ve yasaklama vardır,  burada sabit bir evren kanunu vardır, bu Allah’ın sözleridir diyerek okumanız gerekir. İşte o zaman imamın arkasında namaz kılarken onun kıraatinden üst düzeyde etkilenirsiniz. Çünkü siz hazırsınızdır. Allah Teala şöyle buyurmuyor mu:?

﴾ قُلْ إِنَّمَا أَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍ أَنْ تَقُومُوا لِلَّهِ مَثْنَى وَفُرَادَى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍ ﴿

[ سورة سبأ: 46 ]

“Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur.”

(Sebe Suresi: 46)

Bunun manası Allah’ın kelamını iyice incelemekle, delilleri, boyutları, emirleri, nehiyleri, helalleri, haramları, kıssaları, haberleri, bilimsel, hukuksal, eğitsel, dilsel, edebi ve bunlar gibi mucizeleri üzerinde durmakla mükellefsiniz demektir.

Öyleyse ramazan istikamettir, sonra namazdır. Sonra da Kuran’dır. Kuranı okumalı, üzerinde derinleşmeli, tefsirine bakmalı, ayetleri ile amel etmelisiniz. Bu Kuran ramazanda kalbinizin baharı olmalıdır ki Ramazandan sonra da sizinle olmaya devam etsin.

Ramazan İnfaktır, Sadakadır:

Dördüncü bir boyuta gelirsek Ramazan infaktır. Rasulullah (s.a.v.),

أَجْوَدَ النَّاسِ بِالْخَيْرِ وَكَانَ أَجْوَدُ مَا يَكُونُ فِي رَمَضَانَ حِينَ يَلْقَاهُ ))
جِبْرِيلُ وَكَانَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلام يَلْقَاهُ كُلَّ لَيْلَةٍ فِي رَمَضَانَ حَتَّى
يَنْسَلِخَ يَعْرِضُ عَلَيْهِ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْقُرْآنَ فَإِذَا لَقِيَهُ
(( جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلام كَانَ أَجْوَدَ بِالْخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ الْمُرْسَلَةِ

  [البخاري عن ابْنَ عَبَّاسٍ رَضِي اللَّهُ عَنْهُمَا]

“İnsanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da ramazanda Cebrail’in, kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrail (a.s), ramazanın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, (karşılıklı) Kur'an okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah (s.a.v) ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı."

(Buhari İbn Abbas (r.a.)’dan nakletmiştir)

Mesela akraba ziyareti insanların çoğunun ihmal ettiği bir ibadettir. Erkek ve kız kardeşlerinizi, damatlarınızı, amca çocuklarınızı, tüm yakınlarınızı yoklamanız, Ramazan ayında ziyaret etmeniz gerekir. Bu bir kontrol ve yardım, Allah’a davet ziyareti olmalıdır. Ramazan’da sosyal ilişkilere bir bölüm ayırın. Bunun için ikindi ile akşam namazı arasındaki vakit uygun olabilir. Bu vakitte insanlar orucun etkisi ile artık işlerini bırakmış oluyorlar. Ama kişinin bu zamanda ayakta olması çalışması gerekmektedir.

Ramazan vermektir, infaktır. Bunun bir çeşidi de yakınlarınızla oturmak, onları yoklamak, hallerini sormaktır. Böylece size ihtiyacı olanları da tespit etmiş olursunuz, maddi- manevi yardım edebilirsiniz. Onları Allah’a götürebilirsiniz. Bu aynı zamanda Ramazan ayının gerektirdiği bir şeydir. Bizler birer dini ilim talebesi bir mümin olarak orucun yoğun bir dönem olduğunu anlayabilirsek, seviye seviye ilerleyeceğiz. Farklı merhalelere geçeceğiz. Bir yerden bir yere, bir halden diğerine, farklı makamlara geçeceğiz. Oruç hakkındaki bu derin anlayış bizim için orucu anlamlı kılacak ve mutlu edecektir.

İbadetin Arkasından İki Bayramın Gelmesinin Hikmeti:

Dikkat edin, Müslümanların bayramı çoktur ama onların en belirginleri Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır. İbadetlerin arkasından bayramların gelmesinin hikmeti nedir? Şöyle ki, insan ibadetleri tam olarak yerine getirdiği zaman büyük bir mutluluk hisseder. Bu sevinci de bayram ile açığa çıkar. Yani Allah Teâlâ ona dilediği şekilde oruç tutma ibadetini nasip etmiş olur. Ramazan ile ilgili geçen derslerin hepsinin hedefi bu aya bir hazırlıktır.

Ramazan’da Hoş Görülen ve Görülmeyen Şeyler:

Önceden de ifade ettiğimiz gibi Ramazan’da aşırı ilişkiler, ortaklığı bozmak, eşini boşamak hoş değildir. Ramazanda şiddet kabul edilemez. Zira Ramazan ibadettir. Ramazan, zamanını Allah’a ayırmaktır. Öncelikle keskin ilişkilerden, aşırı iletişimden, şiddetten uzaklaşmak gerekir. Çünkü bunlar sizi nefsi arındırmak ve kendini Allah’a adamaktan uzaklaştıracak şeylerdir.

İkincisi ise, mesela bir kardeşimiz sürekli mescitte derslere devam ediyor. Teravih namazına, sonrasındaki etkinliklere, sabah namazına geliyor ve bir arabası var. Bazen onunla geliyor, işte arabasını evine yakın oturan kardeşleriyle doldurmalıdır. Bu çok güzel bir davranıştır. Kişi bir yerde oturur ve gittiği mescitteki arkadaşlarından dördü de ona yakın oturuyordur. Onlarla anlaşırsa, sabah ve yatsı namazlarının hepsini camide beraber gelip kılmaya devam ederler. Böylece devam ve istikrar sürmüş olur. Veya camiye gelen kolay, kestirme bir yol temin ettiğinizde, bu salih amellerinizin değerini arttıracak bir şeydir. Çünkü Nebi (a.s.) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللَّهَ لا يَجْمَعُ أُمَّتِي أَوْ قَالَ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ ))
(( وَسَلَّمَ عَلَى ضَلالَةٍ وَيَدُ اللَّهِ مَعَ الْجَمَاعَةِ وَمَنْ شـَذَّ شَذَّ إِلَى النَّارِ

[ الترمذي عن ابن عمر ]

“Ümmetim veya Muhammed ümmeti dalâlet (sapıklık) üzerinde ittifak etmez. İslam cemaati (Ehl-i Sünnet ve Cemaat) Allah Teâlâ’nın muhafazasındadır. Kim İslam cemaatinden ayrılırsa cehenneme ayrılmış olur.”

(Tirmizi İbn Ömer’den nakletmiştir)

Müslüman kardeşlerin yardımlaşması çok güzeldir. Manin ve Tal bölgelerindeki bazı kardeşlerimiz diyor ki: Biz büyük bir araba kiralıyoruz, bu Manin’den Şam’a gideceğimiz yol parasından daha ucuza geliyor. Bu büyük veya orta boy otobüs 20 yolcu alabiliyor. Camiden eve, evden camiye bizi götürüp getiriyor.” Bu konuda ittifak ediyor, birleşiyorlar. Allah Teâlâ buyuruyor ki:

 يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللَّهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آَمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ ﴿
يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُوا وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآَنُ قَوْمٍ أَنْ صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ
﴾ أَنْ تَعْتَدُوا وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوَى وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ 

[ سورة المائدة: 46 ]

“Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâbe’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”

(Maide Suresi: 2)

Yardım, İkram ve Güler Yüzlülük İnsanlara Ramazanı Sevdirir:

Unutmayın kardeşlerim, her Ramazan insanlar camilere gider, namazlara olan bağlılıklarını yenilerler, bazı derslere devam ederler. Yeni bir kardeşinizi görürseniz tüm kemalat ile özenle, yardımla, ikramla, güler yüzle, selam ve sevgi ile ona yaklaşmalısınız. Ramazanda, belli bir camide Allah ile ilişki kurmaya başlayan çok insan tanıyorum. Bir adam camiye geçerken uğruyor, ona orada olanlar tarafından kardeşlik ve ikramda bulunulursa, o namaz ve dersler sebebiyle kişinin camiye olan ilgisi artar. Mesela siz bir yere katılırsınız, orada yine katılımcılardan arkadaşlarını, kardeşlerini, akrabalarını camiye çağıran kişiler vardır. Ramazanda ise özel bir hava, özel bir ortam, bir etki vardır. Bunların hepsi Ramazanın gerekliliğidir. Bu ayı Allah’a has kılın. Bu ayda Allah ile olan problemlerinizi çözün. Problemleri olan insanlar vardır, her oturduğunuzda şikâyet ederler. Zaten hiç problemi olmayan insan yoktur. Sorunlar dünya hayatının getirdiği şeylerdir. Bunun delili ise Rasulullah (s.a.v.)’in şu hadisidir:

عَنْ خَالِدِ بْنِ أَبِي عِمْرَانَ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ قَالَ قَلَّمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُومُ مِنْ مَجْلِسٍ ))
حَتَّى يَدْعُوَ بِهَؤُلاءِ الدَّعَوَاتِ لأصْحَابِهِ: اللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا يَحُولُ بَيْنَنَا وَبَيْنَ مَعَاصِيكَ وَمِنْ طَاعَتِكَ
مَا تُبَلِّغُنَا بِهِ جَنَّتَكَ وَمِنَ الْيَقِينِ مَا تُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مُصِيبَاتِ الدُّنْيَا وَمَتِّعْنَا بِأَسْمَاعِنَا وَأَبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أَحْيَيْتَنَا
وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا وَاجْعَلْ ثَأْرَنَا عَلَى مَنْ ظَلَمَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى مَنْ عَادَانَا وَلا تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِي دِينِنَا وَلا
(( تَجْعَلِ الدُّنْيَا أَكْبَرَ هَمِّنَا وَلا مَبْلَغَ عِلْمِنَا وَلا تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ لا يَرْحَمُنَا 

[الترمذي عَنْ خَالِدِ بْنِ أَبِي عِمْرَانَ]

“Halid b. İmran diyor ki: “Rasulullah (s.a.v.) ashabına şu duayı etmeden sohbetinden kalkmazdı: Allah’ım sana karşı işlenecek günahlarla aramızda perde olacak korkundan, bizi Cennetine ulaştıracak kulluğundan, dünya musibetlerine karşı tahammülümüzü kolaylaştıracak güçlü bir iman nasip et. Allah’ım bizi yaşattıkça kulaklarımız gözlerimiz ve gücümüzden bizi faydalandır. Aynı şeyleri soyumuza da nasip et. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Bizi dinimizden yaralama. Dünyayı en büyük gayemiz eyleme. Dünyalık bilgilerle de sonumuzu getirme. Bize acımayanları üzerimize güçlü ve kuvvetli kılma.”

(Tirmizi Halid b. Ebi İmran’dan nakletmiştir)

Sağlam ve Allah’ın Rahmetinden Emin Olan Müminin Sorunlarını Allah Teâlâ Hafifletir:

Problemler tamamen bitmez, ancak hafifler. Ya da mümin için hafifletilir. Siz emin olduğunuzda, kabul ettiğinizde, ona göre davrandığınızda Allah Azze ve Celle’ye kulluk ettiğinizde bazı sorunlar çok zayıflar. Sorun şu veya budur. Fakat hafifleyebilir. Acı ilaçlar vardır ama çocuk ilaçlarının tadı güzeldir. Bazen sorunlar çocukların ilaçları gibi olurlar. Etkili bir ilaç vardır fakat içinde şekerli bir madde vardır. Bu ilacın tadı çocuklara göre güzeldir. Sağlam ve Allah’ın rahmetinden ve nimetlerinden emin olan mümine, bazı sorunları hafif kılınır. Aynı probleme başka birisi katlanamaz.

Allah Subhanehu ve Teâlâ bu dersi tatbik edebilmeyi nasip etsin. Hepimizi Ramazan ayında Allah’ın rızasını kazanmış ve O’ndan razı olanlardan, Allah katında kabul edilen oruç tutan kullarından eylesin. Ramazan itaat ayıdır, Allah’a yaklaşma, sevgi, infak, takva, namaz, Kuran ayıdır. Bunların hepsi Ramazanın anlamıdır. Rasulullah (s.a.v.)’in bu konudaki en etkili hadisi şudur:

((رغم أنف عبد أدرك رمضان فلم يغفر له، إن لم يغفر له فمتى؟))

[ الترمذي عن أبي هريرة]

“Ramazan’a erişip de bağışlanmayan kulun burnu sürtünsün. O zaman bağışlanamazsa ne zaman bağışlanacak?”

(Tirmizi Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

(( من صام رمضان إيماناً واحتساباً غفر له ما تقدم من ذنبه ))

[ متفق عليه عن أبي هريرة]

“İman ile sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek oruç tutan kişinin geçmiş günahları affedilir”

(Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

(( من صام رمضان إيماناً واحتساباً غفر له ما تقدم من ذنبه ))

[ متفق عليه عن أبي هريرة]

“İman ile sevabını yalnızca Allah’tan bekleyerek oruç tutan kişinin geçmiş günahları affedilir”

(Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

Ölüm Her Şeyi Bitirir, Geriye Sadece Salih Ameller Kalır:

Dediğim gibi kardeşlerim, ramazan sabırsızlıkla beklediğimiz bir aydır. Günler geçiyor ve Ramazan ayı hakkında konuşuyoruz. Onun da bazı alt başlıkları vardır. Fakat vallahi inanamazsınız, göz açıp kapayıncaya kadar Ramazan bitecek ve bayram gelecek, sonra da kurban bayramını beklemeye başlayacağız. Sonra yine göz açıp kapayıncaya kadar Kurban Bayramı da bitecek ve yaz gelecek. Sonra kış ve sonra yine Ramazan gelecek. Ta ki Allah Azze ve Celle’ye ulaşana kadar. İnsan birkaç günden ibarettir. Her geçen gün ondan bir parça götürür.  Bir gün gelecek, fecir yarılacak ve seslenilecek: “Ben bir varlığım ve her ameline şahidim. Benden alacağını al ki ben kıyamet gününe kadar kalacağım” Allah’a itaat, O’nu tanımak ve salih amel dışında hiçbir şeyin değeri yoktur. Ölüm gelir ve her şeyi bitirir. Ölüm fakirin fakirliğini, güzelin güzelliğini, çirkinin çirkinliğini, sağlıklının sağlığını, hastanın hastalığını, güçlünün gücünü, zayıfın zayıflığını, yani her şeyi götürür. Salih amel dışında hiçbir şey kalmaz. İnsan Ramazanda sahih geçerli bir şekilde oruç tuttuğunda Allah’ın bu orucu kabul ettiğini, ateşten onu koruduğunu ve büyük bir zafer kazandığını hisseder.

Bizler şu anda bu ayın kapısındayız, eğer Allah’ın istediği gibi oruç tutarsak büyük bir kazanç sağlamış oluruz. Allah Subhanehu ve Tela’dan bu yüce ayın bizi cehennemden kurtarması için bir vesile kılmasını dilerim.

 

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun