Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salat ve selam, sadık ve emin  Efendimiz Muhammed’e  (s.a.v.) olsun. Allahım, senin bize öğrettiğinden başka ilmimiz yoktur. Sen her şeyi hakkıyla bilensin, hakimsin. Allahım, bize fayda verecek şeyleri bize öğret. Bizi, öğrettiklerinden nasiplendir, ilmimizi artır. Hakkı hak olarak görüp ona uymamızı, batılı da batıl olarak görüp ondan sakınmamızı nasip et. Bizi, sözü işitip en güzeline uyanlardan eyle. Rahmetinle bizi salih kulların arasına kat. Allahım, bizleri cehalet ve şüphe karanlıklarından ilim ve marifet aydınlıklarına, arzuların bataklığından  cennetlerine çıkart. 
Müslümanların Bayramları İbadetlerin Peşinden Gelir:
Değerli kardeşlerim; her şeyden önce, bayramınız mübarek olsun. Müslümanların bayramları, bildiğiniz gibi büyük ibadetlerin ardından gelir. Nitekim mübarek Ramazan bayramı oruç farizasının ardından, mübarek kurban bayramı da haccın ardından gelir. Bu nedenle müslümanın bayramlara duyduğu sevinç Allah

Teala’nın şu sözünde olduğu gibi, dini bir sevinçtir:

﴿ وَلِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴾

 

( سورة البقرة ) 

 

( Hidayete ulaştırmasına karşılık olarak Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. )

    

(Bakara Suresi)


Bu tekbirler/yüceltmeler, şükür tekbirlerinden başka bir şey değildir. Bu, Ramazan’dan sonraki ilk dersimiz. Gelecek derslerimizde inşallah fıkhu’s sireye geçeceğiz. Devam ediyoruz:
Kur’an-ı Kerim’de oruç ayetlerinin peşinden gelen tekbirler:

﴿ وَلِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴾

( سورة البقرة ) 

( Hidayete ulaştırmasına karşılık olarak Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. )

 

(Bakara Suresi)


Ramazan’da elde ettiğimiz kazançları, Ramazan’dan sonra da devam ettirmemiz içindir.
Bu yüzden Allah, senenin aylarından Ramazan’ı; içinde saflık, yakınlık, ibadet, Kur’an tilaveti, mescitte kılınan sabah ve yatsı namazları olsun; bu kazanç senenin diğer aylarına da yayılsın diye seçmiştir. (Ramazan’dan sonra) eski halimize dönüyoruz diyorsak, oruç ayından hiç istifade etmemişiz demektir.

﴿ كَالَّتِي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنْكَاثاً ﴾

 

( سورة النحل الآية : 92 )

 

( İpliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. )

 

(Nahl Suresi/92)


Şöyle denilmiştir:
   

(( مثل المنافق في الصيام كمثل الناقة حبسها أهلها فلا تدري لا لم حبست؟ ولا لم أطلقت؟ ))  

(( Münafığın oruçtaki durumu, sahibinin hapsedip de neden hapsedildiğini ve neden serbest bırakıldığını bilmeyen deve gibidir. ))

Oruçta ne yaptın? Yatsı namazını camide kıldın, gece ibadeti olarak teravih namazı kıldın, sabah namazını camide kıldın. 

Ramazan Sonrası Çalışma Programı Maddeleri:

 

Birinci Madde: Sabah ve Yatsı Namazlarını Camide Cemaatle Kılma:


Bu dersin ilk maddesi, sabah ve yatsı namazlarının farzlarını camide kılmaya gayret etmek. Cündüp b. Abdullah’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فَهُوَ فِي ذِمَّةِ اللَّهِ ، فَلَا يَطْلُبَنَّكُمْ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ فَيُدْرِكَهُ فَيَكُبَّهُ فِي نَارِ جَهَنَّمَ ))

 

[ البخاري ]

 

(( Sabah namazını kılan kimse Allah’ın güvencesindedir. Allah, bizzat güvencesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, güvencesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar. ))

 

(Buhari)


Osman b. Affan’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ فَهُوَ كَمَنْ قَامَ نِصْفَ اللَّيْلِ ، وَمَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فِي جَمَاعَةٍ فَهُوَ كَمَنْ قَامَ اللَّيْلَ كُلَّهُ ))

 

[ مسلم ]

 

(( Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse bütün gece namaz kılmış gibidir. ))

 

(Müslim)


İnsanın üzerinde sayılamayacak kadar tehlike vardır. Nebevi dua şu şekildedir:
Abdullah b. Mes’ud’dan (r.a.) rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Her kimin başına bir keder ve üzüntü gelir de o:

(( اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ ، وَابْنُ عَبْدِكَ ، وَابْنُ أَمَتِكَ ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ ، أَوْ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ ، أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي ، وَنُورَ صَدْرِي ، وَجِلَاءَ حُزْنِي ، وَذَهَابَ هَمِّي ، إِلَّا أَذْهَبَ اللَّهُ هَمَّهُ وَحُزْنَهُ ، وَأَبْدَلَهُ مَكَانَهُ فَرَجًا ، قَالَ : فَقِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، أَلَا نَتَعَلَّمُهَا ؟ فَقَالَ : بَلَى ، يَنْبَغِي لِمَنْ سَمِعَهَا أَنْ يَتَعَلَّمَهَا ))

[أخرجه أحمد وابن حبان والحاكم من حديث ابن مسعود]

(( “Allah’ım! Ben senin kulunum, kulun ve kulunun oğluyum. Alnım senin elindedir. Bendeki hükmün ve yargın kesindir. Bendeki kaza ve kaderin adilcedir. Allah’ım, senden kendini, isimlendirdiğin veya kullarından birine öğrettiğin veya Kitab’ında belirttiğin ilminde ya da katındaki gayb ilminde olmasını tercih ettiğin her türlü ismini vesile ederek: Büyük Kur’n’ı kalbimin baharı, gönlümün nuru, hüznümün cilası, kederimin gidericisi kılmanı istiyorum” derse, Allah (c.c.) mutlaka hüzün ve kederini giderip bunların yerine ona sevinç verir. Peygamber’e (s.a.v.): “Ya Rasulalah, bunu öğrenmeyelim mi?” denilince, O: “Bilakis, bunu işitenin öğrenmesi gerekir” buyurdu. ))

 

(Ahmed b. Hanbel, Hibban ve Hakim’in İbni Mesud’dan rivayeti)


Abdullah b. Ömer’den (r.a.) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasulullah’ın (s.a.v.) yaptığı dualardan biri şu idi:

(( اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ ، وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ ، وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ ، وَجَمِيعِ سَخَطِكَ ))

 

[ رواه مسلم ] 

 

(( Allah’ım! Nimetinin yok olmasından, verdiğin afiyetin bozulmasından, ansızın cezalandırmandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım. ))

 

(Müslim)


İnsan, gözle görülmeyen bir kan zerresidir. Beyinde bir yerde kan pıhtılaşır görme yetisini kaybeder. Başka bir yerde pıhtılaşır hafızasını kaybeder. Başka bir yerde hareket etme yetisini kaybeder. Bizler, Allah Azze ve Celle’nin lütufları altındayız.

(( مَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فَهُوَ فِي ذِمَّةِ اللَّهِ ))

 

[ البخاري ]

 

(( Sabah namazını kılan, Allah’ın güvencesindedir. ))

 

(Buhari)


Allah’ın gözetiminde, korumasında, (bahşettiği) başarı, destek ve yardımı (altında)dır.

(( مَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ فَهُوَ كَمَنْ قَامَ نِصْفَ اللَّيْلِ ، وَمَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فِي جَمَاعَةٍ فَهُوَ كَمَنْ قَامَ اللَّيْلَ كُلَّهُ ))

 

(( Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse bütün gece namaz kılmış gibidir. ))


Ve sen Ramazan’da sabah namazını da yatsı namazını da cemaatle kıldın.

İkinci Madde: Gece İbadetinde Süreklilik:


Şimdi; Ramazan’da yirmi rekat ya da sekiz rekat gece namazı kıldın. Sabah namazından on beş dakika önce, sahih hadiste geçen zaman diliminde uyanıp iki rekat namaz kılsan ne kaybedersin?

(( إِنَّ اللَّهَ يُمْهِلُ حَتَّى إِذَا ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ الْأَوَّلُ نَزَلَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَقُولُ : هَلْ مِنْ مُسْتَغْفِرٍ ؟ هَلْ مِنْ تَائِبٍ ؟ هَلْ مِنْ سَائِلٍ ؟ هَلْ مِنْ دَاعٍ ؟ حَتَّى يَنْفَجِرَ الْفَجْرُ ))

[ مسلم ] 


Ebu Said ve Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
 

(( Şüphesiz ki Allah mühlet verir. Ta ki gecenin ilk üçte biri gittiği vakit alt semaya nüzul buyurarak: Var mı istiğfar eden! Var mı tevbe eden! Var mı isteyen! Var mı duada bulunan! der. (Bu) ta fecir aydınlanıncaya kadar (böyle devam eder). ))

(Müslim)


Ramazan’da her gün yirmi rekat namaz kıldın, Ramazan’dan sonra sadece iki rekat ya da dört rekat kıl. Hatim olarak mushaftan okumana da hiçbir mani yok. Her rekat bir sayfa. Önüne bir mushaf koy, gece namazı için bir hatime başla. Her rekat bir sayfa. Oku ve Allah Azze ve Celle’nin kelamını tefekkür et.
Sizlere bir çalışma programı veriyorum: Ramazan’da sabah ve yatsı namazlarını camide kıldın, gece namazı kıldın. Sabah ve yatsı namazlarını camide kılmaya, sabah namazından önce evinde iki rekat gece namazı kılmaya çalış ve her rekatında da iki sayfa Kur’an oku. 

Üçüncü Madde: Kur’an Tilavetinde Süreklilik:


Ramazan’da Kur’an-ı Kerim okudun değil mi? Her gün altı, beş ya da dört sayfa okuman gerekir. Kur’an hatmine başla. İlk hatim, gece namazında okunan bir hatim olsun. Dört, beş ya da on sayfa oku; yapabildiğin kadar. Nefsin istekli olduğunda onu nafileleri yapmaya sevk et. Bezginlik gösterdiğinde de farzlara sevk et. Çünkü istek ile bezginlik hali arasındasın. Cahillerin dediği gibi şu vakit benim, şu vakit Rabbim için demekten tekrar tekrar sakın. Bu, şeytani bir sözdür. Sen daima Allah’a aitsin. 

﴿ قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴾

 

( سورة الأنعام )


( Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de alemlerin Rabbi Allah içindir. )
(Enam Suresi/162) 

﴿ إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْداً عَلَيْهِ حَقّاً فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْقُرْآَنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللَّهِ ﴾

 

( سورة التوبة الآية : 111 ) 

 

( Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? )

 

(Tevbe Suresi/111)

 

Dördüncü Madde: Bakışları İndirmede Süreklilik:


Ramazan’da başka ne yaptın? Allah’ın haram kıldığı şeylerden bakışını çeviriyordun.

﴿ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ﴾

 

( سورة النور الآية : 30 ) 

 

( Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. )

 

(Tevbe Suresi/30) 


Allah Ramazan’da bakışlarını indirmen konusunda sana başarı ihsan etmişse, bu ibadete Ramazan’dan sonra da devam etmelisin.
O halde; Ramazan sonrası dördüncü madde: Bakışları indirmeyi sürdürmek. Bakışları haramdan çevirmenin ilk meyvesi eş ile uyumdur. Allah rahmet eylesin, İmam Şarani şöyle der: “Biliyorum ki, Rabbim katındaki mevkiim, eşimin ahlakından geçer.” Eş, Allah’a itaat etmeye, bakışlarını indirmeye devam ettikçe Allah Azze ve Celle onu, eşine muhabbetle rızıklandırır. Hz. Peygamber (s.a.v.), eşi Hz. Hatice hakkında şöyle demiştir:

(( إني رُزقت حبَّها ))

 

(( Ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım. ))


Allah’ın en büyük nimetlerinden biri eşini, helalini, Allah’ın sana onunla ikram ettiği evlatlarının annesini sevmendir. İnsanın en büyük mutsuzluklarından biri ise eşinden nefret edip helali olmayan bir kadını sevmesidir.
O halde: Ramazan’da olduğu gibi, Ramazan’dan sonra da bakışlarımızı indirmeye devam edelim. 
Hepiniz Ramazan’da şu meşhur duayı dinliyorsunuz: “Allah’ım, oruç tutup ibadete durmamız, bakışlarımızı indirip dilimize hakim olmamız için bize yardım et.”

Beşinci Madde: Ramazan’dan Sonra Dile Hakim Olma:


Ramazan’da büyük olasılıkla gıybet ve laf taşımaktan uzak durdun. Ramazan’dan sonra ise bu meclisler gıybet ve laf taşıma, iftira, kaş göz işareti yapma, arkadan çekiştirme ya da buna benzer meclisler olursa işte bu, haramdır. Bu yüzden Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلسٍ لا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَعالى فِيهِ إِلاَّ قامُوا عَنْ مثْلِ جِيفَةِ حِمارٍ وكانَ لَهُمْ حَسْرَةً ))

[ رواه أبو داود وغيره عن أبي هريرة رضي اللّه عنه ]

(( Bir kavim, bir mecliste otururlar da Allah’ı zikretmeden kalkarlar ise, merkep leşi yanından kalkmış gibi olurlar ve (o meclis) onlar için pişmanlık olur. ))

 

(Ebu Davud’un Ebu Hureyre’den rivayeti)


   

(( مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلسٍ لا يَذْكُرُونَ اللَّهَ تَعالى فِيهِ ))

    

(( Bir kavim, bir mecliste otururlar da Allah’ı zikretmeden kalkarlar ise ))


Tam aksine gıybet, laf taşıma, kaş göz işareti, arkadan çekiştirme, alay ve taklit içindelerse; 
   

(( إِلاَّ قامُوا عَنْ مثْلِ جِيفَةِ حِمارٍ ))

 

(( Merkep leşi yanından kalkmış gibi olurlar. ))

 

(( وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمْ السَّكِينَةُ ، وَغَشِيَتْهُمْ الرَّحْمَةُ ، وَحَفَّتْهُمْ الْمَلَائِكَةُ ، وَذَكَرَهُمْ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ ))

 

[ أخرجه مسلم عن أبي هريرة ] 

 

(( Bir grup insan Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine maddi ve manevi huzur, rahatlık iner, onları rahmet kaplar, melekler çevrelerini kuşatır ve Allah, o kimseleri kendi yanında bulunan melekler arasında anar. ))

 

(Müslim’in Ebu Hureyre’den rivayeti)

 

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً﴾

 

( سورة الأحزاب ) 

 

( Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. )

 

(Ahzab Suresi/41)

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً * وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلاً﴾

( سورة الأحزاب ) 

 

( Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. Ve O’nu sabah akşam tesbih edin. )

 

(Ahzab Suresi/41-42)


Kardeşlerim; Ramazan’da sabah namazını cemaatle kıldığın gibi Ramazan’dan sonra da cemaatle kılman gerekir. Yatsı namazını cemaatle kıldığın gibi, Ramazan’dan sonra da cemaatle kılmalısın. Ramazan’da gece namazı kıldın, Ramazan’dan sonra da iki rekat bile olsa gece namazı kılman gerekir. Ramazan’da Kur’an okudun, Ramazan’dan sonra da her gün okuman gerekir. Ramazan’da Allah’ın haram kıldığı şeylerden gözlerini sakındırdın, Ramazan’dan sonra da bu ibadete devam etmen gerekir. Bu konudaki ayeti kerime şu şekildedir:

﴿ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ﴾ 

 

( Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. )  

 

(Nur Suresi/30)


Şimdi; Ramazan’da dilini gıybetten, laf taşımaktan, yalan, iftira, kaş göz işareti, arkadan çekiştirme, alay ve taklitten, ki İmam Gazali, dilin otuzdan fazla günahını saymıştır, bunlardan dilini korudun.
Ebu Hureyre’den rivayetle Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ لَا يُلْقِي لَهَا بَالًا يَرْفَعُهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَاتٍ ، وَإِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ اللَّهِ لَا يُلْقِي لَهَا بَالًا يَهْوِي بِهَا فِي جَهَنَّمَ ))

 

[ رَوَاهُ البُخَارِيُّ وأحمد]

 

(( Kul (bazen), Allah’ın rızasına uygun olan bir sözü, ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah, onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazen) Allah’ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah, onun sebebiyle o kimseyi cehennemde aşağıya atar. ))

 

(Buhari ve Ahmet b. Hanbel)


Hz. Aişe, Hz. Safiye’yi (Allah ikisinden de razı olsun) kısa olarak nitelendirince Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( يا عائِشَة لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِمَاءِ البَحْرِ لَمَزَجَتْه ))

 

[ رواه أبو داود والترمذي ، عن عائشة رضي اللّه عنها ]

 

(( Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsaydı onun suyunu bozardı. ))

 

(Ebu Davud ve Tirmizi’nin Aişe’den (r.a.) rivayeti)


Bunlar çoğunlukla kadınların oluşturduğu meclisler.
Bu yüzden kardeşlerim, Ramazan’da gerçekleşen dili dizginleme eylemini Ramazan’dan sonra da sürdürmeliyiz.
Enes b. Malik’ten rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( لَا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ ، وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ ، وَلَا يَدْخُلُ رَجُلٌ الْجَنَّةَ لَا يَأْمَنُ جَارُهُ بَوَائِقَهُ ))

 

[ أحمد ]

 

(( Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz. Komşusu şerrinden emin olmadıkça cennete giremez. ))

 

(Ahmet b. Hanbel)


Ey insan! Dilinden sakın, ısırmasın o yılan seni,
Dili yüzünden ölen nice insan var ki kabirde, cesur bir insan bile karşılaşmaya korkar.

Nebi (s.a.v.) Muaz b. Cebel’e şöyle demiştir:

(( أَلَا أُخْبِرُكَ بِمَلَاكِ ذَلِكَ كُلِّهِ ؟ قُلْتُ : بَلَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ ، فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ قَالَ : كُفَّ عَلَيْكَ هَذَا ، فَقُلْتُ : يَا نَبِيَّ اللَّهِ ، وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ ؟ فَقَالَ : ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ ، وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ ، أَوْ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ إِلَّا حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِم ْ))

 

[ أخرجه الترمذي وصححه وابن ماجه والحاكم ]

 

(( İşin ana cevherini ve özünü haber vereyim mi? Dedim ki: “Evet, ey Allah’ın Rasulü. Bunun üzerine Rasulullah dilini göstererek: “Buna sahip ol.” dedi. “Ey Allah’ın Rasulü! Söylediklerimizden sorumlu muyuz?” diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle cevap verdi: “Annen matemini tutsun Ey Muaz! İnsanları yüzleri üzerine veya burunları üzerine ateşe sürükleyen dillerin mahsulünden başka ne olabilir? ))

 

(Tirmizi, İbni Mace, el-Hakim)


Bir kere daha:
       

(( إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ لَا يُلْقِي لَهَا بَالًا يَرْفَعُهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَاتٍ ، وَإِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ سَخَطِ اللَّهِ لَا يُلْقِي لَهَا بَالًا يَهْوِي بِهَا فِي جَهَنَّمَ ))

 

(( Kul (bazen), Allah’ın rızasına uygun olan bir sözü, ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah, onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazen) Allah’ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarf eder de Allah, onun sebebiyle o kimseyi cehennemde aşağıya atar. ))


‘Kısa’ kelimesini tekrar inceleyin. Bu kelimeyi Hz. Aişe, kardeşi Hz. Safiyye hakkında söyledi ve Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle dedi:
       

(( يا عائِشَة لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِمَاءِ البَحْرِ لَمَزَجَتْه ))

 

(( Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsaydı onun suyunu bozardı. ))


Sabah namazı, yatsı namazı, ibadet, Kur’an okuma, bakışı indirme ve dili koruma.

Altıncı Madde: Sadakada Süreklilik:


Ramazan’da sadaka verdin. Hz. Peygamber (s.a.v.) de cömertti ve Ramazan’da daha da cömert olurdu. Ramazan’dan sonra da sadaka vermen gerekir. Çünkü Nebi (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

(( أَحَبُّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ ))

[ متفق عليه عن عائشة ]

(( Allah’ın en sevdiği amel, az da olsa sürekli olanıdır. ))

 

(Buhari ve Müslim’in Hz. Aişe’den rivayeti)


Sürekli yapılan ameller nefiste bir birikim meydana getirir; kendine güvenin, Allah’a yönelişin ve yakınlığın artar. Bu yüzden:

(( أَحَبُّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ ))    

                                                     

 (( Allah’ın en sevdiği amel, az da olsa sürekli olanıdır. ))


Alkame’den rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Hz. Aişe’ye  “Rasulullah’ın bir güne özel yaptığı bir şey var mıydı?” diye sordum. Hz. Aişe şöyle cevap verdi:

(( لَا كَانَ عَمَلُهُ دِيمَةً ... ))

[ متفق ] 

(( Hayır, onun ameli devamlıydı. ))

 

(Buhari ve Müslim)


Sürekli. Bu yüzden kahramanlık, salih bir amel işlediğin zaman o ameli devam ettirmendir.
Örneğin: Bu camideki cumartesi dersleri hoşuna mı gitti, kahramanlık o derse devam etmendir. Farz edelim ki bir kimse okumayı, tıbbi makaleler okumayı seviyor. Tıbbi bir dergi satın alıp hepsini okusa doktor olur mu? Bir muayenehane açabilir mi? (İsminin önünde) falanca doktor yazar mı? Boynunu koparırlar! Peki bu nedir? Bu kültürdür, tıbbi bir kültüre sahip demektir. Makale okur, tıp hakkında iki söz söyler; ama muayenehane açmaya sıra gelince, doktora nerede? Lise diploması, 230 puan nerede? İlk yıl genel eğitim, ikinci yıl anatomi, üçüncü yıl fizyoloji, dördüncü yıl patoloji, beşinci yıl farmakoloji, altı ve yedinci yıl önemli, nerede? Bütün bunlar nerede?
Her insanın ilmi bir derse gelmesi vallahi güzel bir şey. Allah hayırla karşılığını verir. Bir nikah töreni olduğunda bir adam kalkıp iki kelam etse, bu kültürdür; ne ileri götürür ne geri. Birkaç tıbbi makale okumakla doktor olmak mümkün olmadığı gibi.
İlim meclisine devam et. Bir alimin elinden bir kitap oku. Akaid, siyer, fıkıh, tefsir ve hadis alanında bantlar dinle. İlim talebeleriyle otur; onları dinle, onlarla tartış, onlara soru sor. Sadece ilmi isteyerek insanlığını pekiştirmiş olursun. 
İnsanın bayağı ihtiyaçları vardır. Hayvanlarla eşitiz; biz de uyuruz onlar da, biz de evleniriz onlar da, biz yeriz onlar da yer, biz de içeriz onlar da içer, öyle değil mi? Biz daha üstünüzdür; daha gelişmiş bir yatak odası, daha iyi yemek masası vardır. Eğilimler dünyevileştikçe insanlık seviyen düşer. Allah Azze ve Celle içine ulvi bir ihtiyaç da yerleştirmiştir; idrak gücü. Bu ihtiyaca karşılık verirsen insansın demektir.
Bu nedenle; dünyayı istersen ilim gerekir, ahireti istersen ilim gerekir, ikisini birlikte istersen yine ilim gerekir. Sen kendini ilme tamamen vermedikçe ilim sana bir kısmını (bile) vermez. Sen ilme bir kısmını verirsen ilim sana hiçbir şeyini vermez.

(( مَثَلُ الَّذي يَذْكُرُ رَبَّهُ وَالَّذي لا يَذْكُرُهُ ، مَثَلُ الحَيِّ وَالمَيِّت ))

[ رواه البخاري، عن أبي موسى الأشعري رضي اللّه عنه ] 

(( Rabbini zikreden ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir. ))    

 

(Buhari’nin Ebu Musa el-Eşari’den rivayeti)


İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ الرَّجُلَ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنْ الْقُرْآنِ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ ))

 

[ الترمذي ، أحمد ]

 

(( Kalbinde Kur’an’dan bir şey bulunmayan kişi harap olmuş ev gibidir. ))  

 

(Tirmizi ve Ahmet b. Hanbel)


Ebu Ümame el-Bahili’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasulullah’a (s.a.v.) biri alim diğeri abid olan iki kişiden bahsedilmişti. Bunun üzerine Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

(( فَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلَى أَدْنَاكُمْ ))

 

[ رواه الترمذي عن أبي أمامة ]

 

(( Alimin abide üstünlüğü, benim en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir. ))

 

(Tirmizi’nin Ebu Ümame’den rivayeti)

 

(( وَفَضْلُ الْعَالِمِ عَلَى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ عَلَى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ ))

 

[ الترمذي عن أبي الدرداء ]

 

(( Alimin abide üstünlüğü, ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir. ))

 

(Tirmizi’nin Ebu’d Derda’dan rivayeti)


Öyleyse: Kim olduğunu, niçin dünyada olduğunu, övgüye layık olan ve yaptığında asla pişman olmayacağın amelin ne olduğunu bilmek için ilme talip olmalısın.
Kardeşlerim; sizden bütün temennim, Ramazan’dan sonra sabah ve yatsı namazlarını camide kılmakla başlayarak Kur’an okuma, gece ibadeti, bakışları haramdan sakınma, dili tutma ve salih amelleri muhafaza etmemizdir. Kendisine ölüm meleği gelen kimse ne için pişman olur?  (Yapmadığı) salih ameller için.

﴿ رَبِّ ارْجِعُونِ* لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحاً فِيمَا تَرَكْتُ﴾

 

( سورة المؤمنون )

 

( Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım. )

 

(Müminu Suresi/99-100)


Kardeşlerim; çok ince bir şey var: Salih kimselerden biri evinin avlusuna bir kabir kazıp her perşembe orada yatar ve şu ayeti okur:

﴿ رَبِّ ارْجِعُونِ* لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحاً فِيمَا تَرَكْتُ﴾

( Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım. )


Sonra kendine hitap ederek şöyle der: Kalk! Seni geri gönderdik, buyur! 
Nebi (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

(( أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذمِ اللّذّاتِ ))

(( Lezzetleri bozan ölümü çokça hatırlayınız. ))

(( عش ما شئت فإنك ميت ، وأحبب من شئت فإنك مفارقه ، واعمل ما شئت فإنك مجزي به ))

 

[ أخرجه الحاكم في المستدرك بسند حسن ]

 

(( Nasıl istersen öyle yaşa fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin. Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın. Dilediğin gibi davran fakat bil ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin. ))


( Hakim’in Müstedrek’inde hasen olarak aktardığı hadis )

Yedinci Madde: Allah’a Yakın Olmak Konusunda Süreklilik:


Ramazan’da Allah’a daha yakındın. Şu bir gerçek ki, ilme talip olan, Allah’a karşı dürüst olan her ayı Ramazan kılar. Ramazan’ın Rabbi, şevval ayının da Rabbi, zilkade, zilhicce ve muharrem ayı’nın da…
Allah vardır:
Her halimde benimle olsan, yüküm ne kadar fazla olsa da sorun olmaz,
Hak olan sizsiniz başkası değil, b ben kimim bilsem keşke.

Günlük bir program yazmanı engelleyen ne: Camide namaz, dört sayfa Kur’an tilaveti, iki rekat gece namazı,… Bir program yaz ve nefsini hesaba çek. Nefsinin itaatsizliklerini yaz. Eğer bir günü eksik bırakmışsan sadaka ver. Allah’a giden yol işte budur. Kabirde bulacağın da budur.

﴿ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ * إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ﴾

 

( سورة الشعراء )

 

( O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. )

    

(Şuara Suresi/88-89)


Alimler şöyle demiştir: “Arınmış kalp, Allah’ın razı olmadığı bir şeyi arzulamayan kalptir. Arınmış kalp, Allah’ın vahyiyle çelişen bir habere inanmayan kalptir. Arınmış kalp, Allah’tan başkasına ibadet etmeyen kalptir. Ve arınmış kalp, Allah’ın şeriatinden başka bir şeyle hüküm vermeyen kalptir.”

﴿ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ * إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ﴾

( O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka. )

    

Azmi Bileyen ve Zirvelere Yükselten Bir Ders:


Arınmış kalp işte budur. 
Kardeşlerim; bu ders; senenin diğer aylarını Ramazan kılmak, Allah ile bağı devam ettirmek ve hataları onarmak için azmi bileme, duyguları teşvik ve kazançları koruma dersidir.
İsmini söylemek istemediğim bir şair şöyle der:
Ramazan geçip gitti, getir kadehi ey saki!  Özlemle koşsun özlediğine.
Bu şairin bir defasında, hayattayken bir ilim talebesi tarafından azarlandığını duydum. Hikaye eski. Rasulullah (s.a.v.)’ı iki meşhur kasidede överken nasıl:
Ramazan geçip gitti, getir kadehi ey saki!  Özlemle koşsun özlediğine.
der diye azarlayınca; bu şair çok zeki olduğundan kendini ayeti kerime ile savunarak şöyle cevap verir:

﴿ وَالشُّعَرَاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُونَ * أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ * وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ ﴾

( سورة الشعراء )

( Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyar. Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler. )

 

(Şuara Suresi)


Yani öyle bir şey yapmadığını (içki içmediğini) söyler. 
Her halukarda, müminin sürçmelerinden biri de budur; Ramazan’dan sonra eski haline dönmek. Sanki bu kıymetli ay’ı ayinleştirip ibadet haline getirmeyerek etkisizleştirir. Nedir ayinler? Semavi olmayan dinler ayinlerdir; Yani, ibadetler mahlukatın yararını amaçlarken hiçbir anlamı olmayan hareketler, duruşlar, imalar, mırıltılar söz ve fiillerdir. İbadetlerin ise bir amacı vardır.

﴿ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ﴾

 

( سورة العنكبوت الآية : 45 )

 

( Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. )

 

(Ankebut Suresi/45)


İbadet, oruç:

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ﴾

( سورة البقرة )

( Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. )

 

(Bakara Suresi/183)


Hac:

﴿ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ﴾

 

( سورة المائدة الآية : 97 )

 

( Allah’ın bildiğini bilmeniz içindir. )  

 

(Maide Suresi/97)


Zekat:

﴿ خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ ﴾

( سورة التوبة الآية : 103 )

( Allah’ın bildiğini bilmeniz içindir. )

 

(Tevbe Suresi/103)


İbadetler yaratılmışların yararını amaçlar.
Değerli kardeşlerim; tekrar görüşmek üzere inşallah.

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun