Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Rasulullah (s.a.v.) veda haccında kısa, öz bir hutbe verdi. Bu hutbe insani ilkeleri içeren kolay ve güzel bir dille sunulmuş bir hutbeydi. Nasıl olmasın ki, Rasulullah (s.a.v.) Cevamiu’l-Kelim idi yani az sözle çok şey anlatabilme özelliğine sahipti.

Bu hutbe bugün yoldan çıkmış zalim dünyanın doğru yola evrilmesi ve mutlu olabilmesi için gerekli olan tüm hakikatleri kapsamaktaydı.

﴾(قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعاً بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى (123 ﴿

( سورة طه)

“Şöyle buyurdu: “İkiniz birden inin oradan, birbirinize düşman olarak. Size benden bir hidayet geldiğinde bilesiniz ki hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur.”

(Taha Suresi: 123)

O’na uyan ne sapar ne de bedbaht olur. Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimizi Arapları terbiye etmek için eğitmiş, Arapları da efendimiz için, tüm insanları onlar ile terbiye etsin diye eğitmişti.

وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ ﴿
الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيداً عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا

﴾(الصَّلَاةَ وَآَتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ (78

( سورة الحج)

“Allah yolunda, gerektiği gibi cihat edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrahim’in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kuran’da “Müslümanlar” adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız O’dur. O ne güzel mevladır ve ne iyi yardımcıdır.”

(Hac Suresi: 78)

Ayet çok önemli:

﴾ لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيداً عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ ﴿

( سورة الحج)

“peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz”

Peygamber Efendimizin veda haccında verdiği hutbede söz ettiği ilkeler şöyleydi:

İnsanlar hangi tene sahip olursa olsun, hangi durumda olursa olsun ve hangi makamda bulunursa bulunsun hepsi eşittir.

Ebu Nadra Rasulullah (s.a.v.)’in teşrik günlerinin ortasında verdiği hutbeyi işiten birinden şöyle naklediyor:

 يَا أَيُّهَا النَّاسُ، أَلَا إِنَّ رَبَّكُمْ وَاحِدٌ، وَإِنَّ أَبَاكُمْ وَاحِدٌ، أَلَا لَا فَضْلَ لِعَرَبِيٍّ عَلَى أَعْجَمِيٍّ، وَلَا ))
لِعَجَمِيٍّ عَلَى عَرَبِيٍّ، وَلَا لِأَحْمَرَ عَلَى أَسْوَدَ، وَلَا أَسْوَدَ عَلَى أَحْمَرَ إِلَّا بِالتَّقْوَى، أَبَلَّغْتُ ؟ قَالُوا: بَلَّغَ

(( رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: لِيُبَلِّغْ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ

[ أحمد ]

“Ey insanlar! Dikkat ediniz, Rabbiniz birdir! Dikkat ediniz, babanız birdir! Dikkat ediniz, Arap olanın olmayana bir üstünlüğü olmadığı gibi, Arap olmayanın da Arap olana bir üstünlüğü yoktur. Keza kırmızının siyaha, siyahın da kırmızıya bir üstünlüğü yoktur. Ancak takva hariç (yani üstünlük ancak takva iledir.) Tebliğ etti mi? (Bunun üzerine) ‘Rasulullah tebliğ etti’ dediler. O da ‘Burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin’ buyurdu.

İnsanlar eşittir, kızılı, beyazı ve siyahı arasında, zengin ile fakir arasında, güçlü, zayıf ve güzel arasında hiç bir fark yoktur. İnsanlar arasında hiçbir ayrım yoktur, en üstün olanınız en takvalı olanınızdır. Bu insan hakları ilkelerinin ilk maddesidir. İnsanlar hangi tenden, hangi ırktan, hangi gruptan, hangi renkten, hangi kültürden olursa olsun, büyük küçük, yöneten, yönetilen, güçlü, güçsüz, güzel çirkin hepsi eşittir.

İnsan ruhu Rabbine iman etmedikçe, O’nun cennet ve cehennemine, gizli ve aşikâr her şeyi bildiğine, bunlara iman etmedikçe kendi tercihleri etrafında döner durur, asıl hedefine varmak üzere çıktığı yolu hiç umursamaz. Böyle olunca da belki kendi yükselişi için başkalarını enkaza çevirir, zenginliğini başkalarını fakirliği üzerine kurar, izzetini başkalarının zilleti üzerine, hayatını da onların ölümü üzerine inşa eder. Bu yüzden Rasulullah (s.a.v.) veda haccında şöyle buyurmuştur:

فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، إِلَى ))
(( يَوْمِ تَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ، أَلَا هَلْ بَلَّغْتُ ظ قَالُوا: نَعَمْ، قَالَ: اللَّهُمَّ اشْهَدْ، فَلْيُبَلِّغْ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ 

“Kanlarınız, mallarınız, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır. İyice anlatabildim mi? Dediler ki: “Evet” Efendimiz buyurdu ki: “Şahit ol Ya Rab, duyanlar duymayanlara bildirsin.”

 

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun