Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Hacılar hac ibadetlerini tamamladıktan sonra Allah’ın en sevdiği şehirlerden olan Medine-i Münevvere’ye doğru, varlıkların efendisi Rasulullah (s.a.v.)’i ziyaret etmek üzere yola koyulurlar. Rasulullah (s.a.v.)’den şöyle rivayet edilir:

(( أنه من زارني بعد موتي فكأنما زارني في حياتي ))

(رواه البيهقي بسند ضعيف)

“Vefatımdan sonra beni ziyaret eden kişi, hayattayken ziyaretime gelmiş gibidir.”

(Beyhaki zayıf bir senetle nakletmiştir)

Hücre-i saadette görünen bir yerde şu ayet asılıdır:

﴾(64) وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ جَاءُوكَ فَاسْتَغْفَرُوا اللَّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللَّهَ تَوَّاباً رَحِيماً ﴿

“Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.”

(Nisa Suresi: 64)

İmam Kurtubi bu ayetin Rasulullah (s.a.v.)’i hem hayattayken hem de vefatından sonra ziyaret etmeye işaret ettiğini söylemektedir. Bu, Rasulullah (s.a.v.)’den başkası için geçerli değildir.

Meşhur tefsiri olan İmam Kasımî de bu ayetin Rasulullah (s.a.v.)’in yüceliğine işaret ettiğini dile getirmektedir. Bir kişi Rabbine karşı, Rasulullah‘ın sünnetinden ayrılarak bir günah işlemek suretiyle kendine zulmettiğinde, öncelikle Allah’tan bağışlanma diler, istiğfar eder. Sonra da Rasulullah (s.a.v.)’den özür diler. Burada tövbe hem Allah’tan bağışlanma dilemek hem de Rasulullah’tan özür dilemeyi birlikte yapmadıkça tamamlanmaz. Rasulullah (s.a.v.)’e itaat etmek, Allah’a itaat etmektir. O’nun sünnetini reddetmek, Allah’a karşı günah işlemektir, Rasulullah (s.a.v)’in rızasını kazanmak Allah’ın da rızasını kazanmaktır. Şu ayette zamirin tekil kullanılıp Allah ve Resulü’nden bahsetmesini bunun delili olarak gösterilir:

﴾ يَحْلِفُونَ بِاللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَقُّ أَنْ يُرْضُوهُ ﴿

( سورة التوبة)

“Onlar sizi hoşnut etmek için (size gelip, inandıklarına dair) Allah’a yemin ederler. Oysa gerçekten iman etmiş olsalardı bilirlerdi ki, Allah ve resulü hoşnut edilmeye daha lâyıktı.”

(Tevbe Suresi: 62)

Ayette zamir tekil kullanılmıştır. Çünkü Rasulullah (s.a.v.)’in rızasını kazanmak Allah’ın rızasını kazanmaktır. Rasulullah (s.a.v.)’a karşı günah işlemek Allah’a karşı günah işlemektir. Bunun şu ayetten daha açık bir delili olamaz:

﴾(مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظاً (80 ﴿

(سورة النساء)

“Rasulullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur, yüz çevirenlere gelince seni onlara bekçi olarak göndermedik.”

(Nisa Suresi: 80)

﴾(31) قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ ﴿

(سورة آل عمران)

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”

(Al-i İmran Suresi: 31)

Belki de Müslümanın kalbine dolan mutluluğun sebebi Rasulullah (s.a.v.)’in makamını ziyaret etmesidir. Şehrin önemli yerlerini henüz görmeden kalp çarpıntısı artar, daha ravza-i şerife bakmadan hıçkırıklarla ağlamaya başlar. O zaman makamı ziyaret eden kişinin kalbi her türlü kederden uzaklaşır, her türlü şüphe ve şaibeden temizlenir, kusurlardan arınır ve Rasulullah (s.a.v.)’in sevgisi ve yakınlığı ile mest olur. İşte Rasulullah (s.a.v)’in işaret ettiği şefaat gerçeği de budur:

(( من جاءني زائراً لم تنزعه حاجة إلا زيارتي كان حقاً على الله أن أكون له شفيعاً يوم القيامة ))

“Kim ki hiç bir sebep olmadan sadece ve sadece benim ziyaretime gelirse Kıyamet günü ona şefaatçi olmam üzerime hak olmuştur”

Müslümanın Rasulullah (s.a.v.)’in kabrini ziyaret ederek veya farklı bir şekilde onunla iletişim kurduğunda kalbine huzur ve mutluluk dolduğunun Kuran’dan delilini istersen, Allah Teala şöyle buyuruyor:

﴾ خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَهُمْ ﴿

( سورة التوبة)

“Onları arındırmak ve temize çıkarmak üzere mallarından sadaka al! Bir de onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir.”

(Tevbe Suresi: 103)

Fahreddin Razi tefsirinde şöyle diyor: “Muhammed (s.a.v)’in ruhu Allah’a çok yakın olması sebebiyle arı duru, parlak ve mükemmeldir. Çünkü O’nun mübarek kalbi Allah Azze ve Celle’nin tecelli ettiği bir mekândır. Ashab-ı Kiram hayır ve sevgi dile getirdiğinde ya da müminler O’nu sevgi ve takdirle andığında, Rasulullah (s.a.v.)’in manevi gücünün tesirleri fışkırarak onların ruhlarına da sirayet eder. Bu sebeple ruhları ışıldar, gönülleri arınır.” Bu sözler Allah Teâlâ’nın şu ayeti hakkında söylenmiş sözlerdir:

﴾(إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً (56 ﴿

“Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.”

 

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun