Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Kurban kesmek Müslümanların Kurban Bayramı’nda yerine getirdiği, dinin sembolü olan ibadetlerden biridir.

Fıkhi anlamda İmam Ahmed ve İbn Mace Ebu Hureyre’den bir hadis rivayet etmişlerdir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

(( من وجد سعة ولم يضح فلا يقربن مصلانا ))

“İmkânı olup da kurban kesmeyen namazgâhımıza yaklaşmasın”

Ebu Hanife (Allah ona rahmet etsin) bu hadise dayanarak kurban kesmenin vacip olduğunu düşünmektedir. Bu şekilde bir tehdit ancak vacip olan bir ibadet için yapılır. Hanefiler dışındaki mezhepler ise delillerine dayanarak sünnet-i müekked olduğunu düşünmektedir.

Yani yılda bir kez kurban kesmek hür, buluğ çağına gelmiş, aklı yerinde, seferde olmayan ve maddi imkânı olan her müslümana vaciptir. Aişe (r.a.)’dan nakledildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

ما عمل ابن آدم يوم النحر عمــلاً أحب إلى الله تعال من إراقة الدم، إنها - أي الأضحية - لتأتي يوم القيامة ))
(( بقرونها وأظلافهـــا، وإن الدم ليقع من الله عز وجل بمكان قبل أن يقع على الأرض، فطيبوا بها نفساً

“Âdemoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeple kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.”

Yine Hz. Enes’ten şöyle rivayet edilmektedir:

ضحى رسول الله صلى الله عليه وسلم بكبشين أملحيــــن أقرنيـن، فرأيته ))
(( واضعاً قدميه على صِفاحِهما يسمي، ويكبر، فذبحهما بيده الشريفة

“Rasulullah (s.a.v.) iki beyaz ve boynuzlu koç kurban etti. Ayağını boyunlarına koyduğunu gördüm, besmele çekti, tekbir getirdi ve onları kendi eliyle kesti.”

 

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun