Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Haccın en büyük rüknü Arafat vakfesidir.

((فالحـج عرفة))

“Hac Arafattır”

Rasulullah (s.a.v.)’in buyurduğu gibi, Arefe günü tövbekâr ve hasret dolu kul ile tövbeleri çokça kabul eden, merhametli Rabbi’nin büyük buluşma günüdür.  Arefe günü bağışlanma günüdür. Arefe günü mağfiret günüdür. Arefe günü yerlerin ve göklerin yaratıcısı tarafından kulların üzerine rahmetin yağdığı gündür. Bu yüzden denir ki: “Arafat’ta vakfeye durup da bağışlanmadığını zanneden kişinin haccı kabul olmaz.”

Hz. Cabir (r.a.)’den nakledildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

ما من أيام عند الله افضل من عشر ذي الحجة، فقال رجل هن أفضل أم من عدتهن ))
جهاداً في سبيل الله، قال: هن أفضل من عدتهن جهاداً في سبيل الله، وما من يوم أفضل عند
الله من يوم عرفة ينزل الله تبارك وتعالى إلى السماء الدنيا فيباهي بأهل الأرض أهل السماء
يقول: انظروا عبادي جاءوني شعثاً غبراً ضاحين، جاؤوني من كل فج عميق، يرجون
(( رحمتي، ولم يروا عذابي، فلم يُر يوم أكثر عتيقاً من النار من يوم عرفة

[قال المنذري رواه البزار وابن خزيمة وابن حبان واللفظ له]

“Allah katında Zilhicce’nin ilk on gününden daha değerli bir zaman yoktur. Bir adam dedi ki: “O günler Allah katında cihat etmekten de mi daha değerlidir?” Efendimiz şöyle buyurdu: “Evet cihattan da daha değerlidir. Allah katında arefe gününden daha faziletli hiçbir gün yoktur. Arefe gününde Allah Teâlâ rahmeti ile dünya semasına tecelli eder, yer halkı ile gökteki meleklere karşı iftihar edip şöyle buyurur: ‘Kullarıma bakınız. Azabımı görmedikleri hâlde rahmetimi umarak, her dar yoldan terli olarak toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette bana geldiler. Kullarımın cehennem azabından kurtulup bağışlanmaları en çok arefe gününde olur.’

(Münziri diyor ki: Bu hadisi Bezzar, İbn Huzeyme ve İbn Hibban bu lafızlarla nakletmiştir)

İbn Mübarek Süfyan-ı Sevri’den, o da Zübeyr b. Ali’den, o da Enes b. Malik’ten şöyle naklediyor: “Rasulullah (s.a.v.) Arafat vakfesini yaptı, güneş neredeyse dönüyordu, şöyle buyurdu: ‘Ey Bilal, insanlara beni dinlemelerini söyle.’ Bilal (r.a) ayağa kalktı ve ‘Rasulullah (s.a.v.)’i dinleyin’ buyurdu. İnsanlar kulak verdiler. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

 

معشر الناس أتاني جبريل عليه السلام آنفاً فأقرأني من ربـــي ))
 السلام وقال إن الله عز وجل غفر لأهل عرفات وأهل المشعر
(( الحرام وضمن عنهم التبعات

“Ey insan topluluğu, az önce bana Cebrail geldi Allah’ın selamını getirdi ve dedi ki: ‘Allah Azze ve Celle Arafat ehlini, meş’ar-i haramı yani hac ibadetlerini yapanları bağışladı, onların akıbetini emin kıldı.”

Ömer b. Hattab ayağa kalktı ve dedi ki: “Ya Rasulallah bu bize özel midir?” Efendimiz şöyle buyurdu: “Bu size ve sizden sonra kıyamete kadar ki herkes içindir.” Hz. Ömer “Allah’ın hayrı ne çoktur” dedi ve bundan hoşnut oldu.

İmam Müslim ve diğerleri Hz. Aişe (r.a)’den Efendimizin şöyle buyurduğunu naklediyor:

ما من يوم أكثر من أن يعتق الله فيه عبداً من النار من يوم ))
(( عرفة، وإنه ليدنوا عز وجل ثم يباهي بهم الملائكة فيقول ماذا أراد هؤلاء

“Allah'ın, cehennemden en çok kul azat ettiği gün, arefe günüdür. O gün Allah Teâlâ yaklaşır, kullarıyla meleklere karsı iftihar eder ve söyle buyurur: Onlar ne istiyorlar?”

Yine Ebu’d-Derda (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu naklediyor:

ما رئي الشيطان يوماً هو فيه أصغر ولا أدحر ولا أغيظ فنه من يوم عرفة ))
وما ذاك إلا لما رأى من تنزل الرحمة وتجاوز الله عن الذنوب العظام إلا ما أري
(( من يوم بدر، قيل وما رأى يوم بدر يا رسول الله، أما إنه رأى جبريل يزع الملائكة

“Şeytanın, Arefe gününden başka, içinde daha küçük, daha bozguna uğramış ve daha öfkeli olduğu hiçbir gün görülmemiştir. Bu ise onun ancak, rahmetin inmesini ve Allah’ın büyük günahları bağışladığını görmesinden dolayıdır. Bundan tek istisna, Bedir Günü gördükleridir.″ ″Ya Rasulallah! Bedir Günü ne gördü ki?″ diye sordular da, şöyle buyurdu: ″O, Cebrail’i, melekleri savaş için düzene koyarken gördü.”

(İmam Malik hadisi Mürsel olarak, Hâkim ise tam olarak nakletmiştir)

Değerli kardeşlerim, İmam Ahmed ve Tirmizi Rasulullah (s.a.v.)’den şöyle naklediyor:

خير الدعاء دعاء يوم عرفة، وخير ما قلت أنا والنبيون من قبلي ))
(( لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير

“Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, “la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh lehü’l’mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kadirdir) sözüdür.”

Hasan el-Mervezi diyor ki: “Süfyan b. Uyeyne’ye Arefe günü yapılan en faziletli duayı sordum. Şöyle cevap verdi: “la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur” Ben de ona: “Bu Allah’a övgüdür. Dua değildir.” dedim. Dedi ki: “Sen Malik b. Haris’in hadisini bilmiyor musun, O hadis bunun tefsiridir.” ‘O hadisi bana söyle’ deyince şöyle buyurdu: “Malik b. Haris’ten nakledildiğine göre Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:

((إذا شغل عبدي ثناؤه علي عن مسألتي أعطيتــه أفضل ما أعطي السائليــن))

“Kulum bana hamd eder, övgüde bulunursa, ben ona benden bir şey isteyenlere verdiğim en hayırlı şeyleri veririm.”

Dedi ki: Bu hadisin tefsiridir. Sonra Süfyan şöyle buyurdu: ‘Ümeyye b. Ebi Salt’ın söylediğine göre Abdullah b. Cüdan kendisine gelip ondan hediyesini istediğinde Ümeyye şöyle diyor:

İhtiyacımı mı söyleyeyim yoksa eğer yapında haya varsa hayan ile mi yetineyim

Sen hakkı bilen vera sahibi, ölçülü, terbiyeli bir insansın, övgüler sanadır

Eğer bir gün birisi seni överse senin de ona övgüler sunman ona yeter

Sonra dedi ki: “Ey Hüseyin, Bu insan bile övgü ile yetiniyor, bir şey istemiyor, Yaratıcı kim bilir nasıldır?

Hz. Yunus’un kıssasında balık onu yuttuğunda bu anlamda bir hayır gerçekleşmiştir. İnsanın kendini bir anda balığın karanlık karnında, karanlık derin denizlerde, gecenin karanlığında bulmasından daha büyük bir musibet yoktur. Yine kurtuluş yollarının tamamen kesilmesi de büyük bir musibettir. O şöyle dua etmiştir:

فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ ﴿
﴾ الظَّالِمِينَ (87) فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ 

[ 88-87 سورة الأنبياء]

“Sonunda karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben kötü işler yapmışım!" diyerek yalvardı. Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte biz iman etmiş olanları böyle kurtarırız.”

(Enbiya Suresi: 87-88)

“Onun duasını kabul ettik.” Bu cümleye dikkat edin. Yani Allah Celle Celaluhu Yunus (a.s.)’ın övgüsünü, hamdını dua sayıyor. “duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık” Kıssa burada sona eriyor. Kuran’ı okuyan kişi bu kıssanın tarihi olduğunu, sadece bir kez gerçekleştiğini, bir daha asla gerçekleşmeyeceğini düşünmesin. Allah Azze ve Celle bunu cezalandırma konusunda bir kanun haline getirmiştir. Bu kanunu da her zaman ve mekânda geçerli kılmıştır. Bu da yeryüzünde her zaman devam edecektir. Zira Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴾ (وَكَذَلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ (88) ﴿

“İşte biz iman etmiş olanları böyle kurtarırız.”

Mümin ümitsizliğe kapılmaz, Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmez…

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun