Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ve Selam peygamber Efendimize, ailesi ve tertemiz ashabına, emanetinin davetçilerine, komutanlarına olsun. Ey âlemlerin Rabbi bizden ve onlardan razı ol.

Allahım bizi cehalet ve şüphe karanlıklarından, ilim ve marifet nuruna çıkar. Arzularımızın çukurundan alıp cennetini bahşet.

İlahi Hitap:

Değerli kardeşlerim, Allah Azze ve Celle tüm insanlara dinin usulü yani temeli ile, müminlere ise dinin furuu yani ayrıntıları ile hitap eder.

İnsanlara Dinin Usulü Yani Temeli İle Hitap Edilmesi:

Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:

﴾ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿

[ سورة البقرة الآية:21 ]

“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan rabbinize kulluk edin ki, sakınabilesiniz.”

(Bakara Suresi: 21)

Müminlere hitap ederken Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

﴾ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ ﴿

[ سورة النور الآية:30 ]

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar”

(Nur Suresi: 30)

Genel olarak tüm insanlara hitap ederken ise dinin temeli ve esası ile ilgili hitapta bulunuyor:

﴾ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ ﴿

“Ey insanlar! Sizi yaratan rabbinize kulluk edin”

Müminlere Dinin Furuu Yani Ayrıntıları ve Tafsilatı ile Hitap Edilmesi:

Müminlere hitap edildiğinde dinin furuu yani tafsilatları ve ayrıntılarıyla hitapta bulunulur. Şöyle ki:

﴾ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ ﴿

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar”

Buradaki min harf-i ceri teb’id (kısmilik) içindir. Kişinin mahremleri vardır, yani annesi, teyzesi, halası, kızı, torunu, yeğeni vardır. Bunların hepsi kişinin mahremleridir, onlara bakabilir. Fakat bazı âlimler diyor ki: Detayları incelemeksizin bu yapılabilir.

Yani kız kardeşin odada tek iken birden odanın kapısı açıldığında, onu çıplak bir şekilde görmeyi ister misin? İşte, annenden de izin istemen gerekir. Zira (bir sahabi) “o benim annem ya Rasulallah” dediğinde Efendimiz şöyle buyurmuştu:

(( أتُحِبُّ أن تراها عُريانة ))

[ أخرجه مالك عم مرسل عطاء بن يسار ]

“Onu çıplak görmek ister misin?”

(Malik Ata b. Yesar’dan nakletmiştir)

O zaman kişinin, mahremi olan insanların odalarına girerken de izin alması gerekmektedir.

İkinci noktaya gelecek olursak: Detayları incelemeksizin yapılabilir.

Söz konusu kişinin eşi ise ve detaylarına bakması gerekiyorsa bunda bir sıkıntı yoktur. Çünkü o zaten helalidir. Fakat mahremi olan diğer kişilere detaylı incelemeden bakabilir. Bu daha güzeldir. Bu yüzden şöyle buyruluyor:

﴾ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ ﴿

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar”

Mahremin olan kadınlara bakabilirsin. Onlar annen, halan, teyzen, kız kardeşin, kızın ve kız torunundur.

Şimdi:

﴾ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ ﴿

“gözlerini haramdan sakınsınlar”

Burada ise ince bir ima vardır:

﴾ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ﴿

[ سورة النور الآية:30 ]

“ve iffetlerini korusunlar.”

(Nur Suresi: 30)

Bu ayette Allah Teâlâ min harfi cerrini kullanmamış, sadece “iffetlerini korusunlar” buyurmuştur. Yani kişinin eşi dışında iffeti (cinsel organı) ile alakalı bir durum söz konusu olamaz.

İlk ayette:

﴾ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ ﴿

“gözlerini haramdan sakınsınlar”

İkinci ayette:

﴾ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ ﴿

[ سورة النور الآية:30 ]

“ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır.”

(Nur Suresi: 30)

Müminin iffeti temizliği, taharetidir. Temizliği de iffetidir. Kadınların avretlerine bakmadığı sürece yücelik ve değerlilik hisseder.

﴾ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ ﴿

[ سورة النور الآية:30 ]

“Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.”

(Nur Suresi: 30)

Yani bu daha temizdir. Mesela:

Bir kadının bayan arkadaşı kış ayında ziyarete geldiyse, küçük bir odadalarsa ve kadının eşi “buraya sıcak odaya gelin” derse, acaba niyeti kadınların sıcak odada oturmaları mıdır, yoksa mesela eşinin arkadaşını görmek midir? Bunu kim bilebilir. Tabi ki sadece Allah bilir.

﴾ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ * وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ ﴿

[ سورة النور الآية :30 ـ 31 ]

“Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.”

(Nur Suresi: 30-31)

Yani emir hem kadın hem de erkekleredir.

İbadetler:

İslam’da namaz, oruç, hac ve zekât gibi dinin sembolü olan ibadetler vardır. Bir de sosyal hayata dair ibadetler vardır ki, onları bize Hz. Cafer Kral Necaşi’ye yaptığı konuşmayla göstermiştir. Cafer b. Ebi Talib şöyle diyor:

(( أيها الملك كنا قوماً أهل جاهلية ، نعبد الأصنام ، ونأكل الميتة ، ونأتي الفواحش ونقطع الأرحام ، ونسيء الجوار ، ويأكل القوي منا الضعيف ، فكنا على ذلك ،، حتى بعث الله إلينا رسولاً منا نعرف نسبه وصدقه وأمانته وعفافه ، فدعانا إلى الله لتوحيده ، ولنعبده ، ونخلع ما كنا نعبد نحن وآباؤنا من دونه من الحجارة والأوثان ـ الشاهد ـ وأمرنا بصدق الحديث ، وأداء الأمانة وصلة الرحم وحسن الجوار ، والكف عن المحارم والدماء ))

[ عن جعفر بن أبي طالب ]

“Ey hükümdar!  Biz cahiliye zihniyetine sahip bir kavimdik, putlara tapar, kendiliğinden ölmüş hayvanların etlerini yer, insanlık dışı bütün kötülükleri yapardık. Akrabalarımızla ilgilenmez, komşu hakkı tanımazdık. Kuvvetli olanlarımız zayıflarımızı ezer, zenginlerimiz fakirlerin sırtından geçinirdi. Biz bu halde iken Allah celle, bizim içimizden asil soylu, doğru, güvenilir, iffetli olarak bildiğimiz birini peygamber olarak gönderdi. O bizi bir olan Allah'a inanmaya ve yalnızca O’na ibadet etmeye çağırdı. Atalarımızdan miras kalan putlara tapmaktan bizleri kurtardı. Doğru söylemeyi, emanete riayet etmeyi, akrabalarla iyi geçinmeyi, komşuları gözetmeyi emretti. Bütün kötülük ve günahları, kan dökmeyi ise yasakladı.”

(Cafer b. Ebi Talib)

İşte bunlar sosyal hayata dair ibadetlerdir.

İslam’ın simgesi, sembolü olmuş ibadetler; Şehadet getirmek, oruç, namaz, hac ve zekâttır.

Sosyal hayata dair ibadetler ise; dürüstlük, güvenilirlik, iffet ve bunlar gibi erdemlerdir.

Önemli bir gerçek vardır ki, Namaz, oruç, hac, zekât gibi simgesel ibadetler sosyal hayata dair ibadetlerin yerine getirilmemesi durumunda kabul edilmez ve karşılığı da alınmayacaktır. Bunun delili de şudur:

(( يؤتى برجال يوم القيامة ، لهم أعمال كجبال تهامة ، يجعلها الله هباءاً منثورا قيل يا رسول الله جلهم لنا ، قال : إنهم يصلون كما تصلون ، ويأخذون من الليل كما تأخذون ولكنهم إذا خلوا بمحارم الله انتهكوها ))

“Ümmetimden bir kısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâlâ Hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez). Denildi ki “YA Rasulallah bize onların durumunu açıkla” Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Onlar da sizin gibi namaz kılarlar, sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhada baş başa kalınca, o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler.”

Bu yüzden namazlarının bir değeri yoktur. Dediler ki:

(( من لم يكن له ورع يصدع عن معصية الله إذا خلا لم يعبأ الله بشيء من عمله ))

“Her kim ki yalnız kaldığında Allah’a isyan etmekten onu uzaklaştıracak bir verası yoksa, Allah onun amelinden bir şeye ne diye ehemmiyet versin.”

Bu namaz içindi. Oruç için de şöyle buyrulur:

(( مَن لم يَدَعْ قولَ الزُّورِ والعمَلَ بِهِ ، فَليسَ للهِ حاجة فِي أَن يَدَعَ طَعَامَهُ وشَرَابَهُ ))

[أخرجه البخاري وأبو داود والترمذي عن أبو هريرة ]

“Kim ki yalanı ve onunla amel etmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun aç ve susuz kalmasına ihtiyacı yoktur”

(Buhari, Ebu Davut, Tirmizi, Ebu Hureyre’den nakletmiştir)

Yani mesela şöyle düşün, yerli, ucuz bir kumaş var ve bu kumaşın cinsi üzerindeki etikette aslında belirtilmiş. Ama ithal olan kumaşlar dört katına satılıyor. Birisi çıkıyor ve beş kez salâvat getirip bu kumaşı ithal diyerek satıyor. Aslında tamamen yerli bir ürün. İşte bu yalandır. Ki dolandırıcılığın, aldatmanın her türlüsünde yalan vardır. Bazen biri sana der ki: Önümdeki zeytinleri sıktım, bu yağ tankının dibine kadar bitkisel yağ ulaşıyor.” Onu iki - üç dakika açıyor. Tenekenin yarısı dolu. Önüne yarım teneke bitkisel yağı koyuyorlar, öndeki zeytinleri de koyuyorlar. Sıktıklarında yine yarım teneke çıkıyor. İşte bu yalandır. Aldatmanın her türlüsü yalan barındırır. Yine sen bir malı ithal veya yerli zannediyorsun, bir malın her hangi bir şekilde olduğunu düşünüyorsun ama aslında öyle değil. Yani aldatmanın, dolandırmanın milyonlarca çeşidi var.

Bir kardeşimiz anlatmıştı. Meyve suyu satan bir arkadaşı varmış. Aynı zamanda onun tıbbi şırıngası da varmış. Onunla kaba yirmi şırınga portakal suyu katıp gerisini su ile dolduruyormuş.

(( مَن لم يَدَعْ قولَ الزُّورِ والعمَلَ بِهِ ، فَليسَ للهِ حاجة فِي أَن يَدَعَ طَعَامَهُ وشَرَابَهُ ))

“Kim ki yalanı ve onunla amel etmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun aç ve susuz kalmasına ihtiyacı yoktur”

Gayet açık olmasını istediğim şey, bu konuşmadaki en önemli mevzu şudur: Namaz, oruç, zekat gibi ibadetler sosyal hayata dair ibadetler olmaksızın kabul edilmeyecektir.

Bu yüzden âlim Tüsteri şöyle diyor: Bir danik haramı terk etmek, farz olan hacdan sonra seksen kez hac yapmaktan daha hayırlıdır.

İslam’ın sembolü olmuş ibadetleri yerine getiren insanlar rahatlıyorlar. Fakat bu ibadetlerini maddi işlerinden ayrı tutuyorlar. Mesela kişi una boyada kullanılan kimyevi bir madde koyuyor, böylece unun rengi beyaz oluyor. Dolayısıyla fiyatı on liraya çıkıyor. Ki bu madde kanserojen bir maddedir. Bu kişiyi namazda ilk safta görürsün. Un sattığı bir dükkânı vardır. Aynı şekilde dükkânına gidersin una üstübeç katıyor ki rengi beyaz olsun. Ama bu adam ilk safta namaz kılıyor. Onu bir uyaran olmamış ama din amelle, işle bağlantılıdır. Namaz, oruç, hac, zekât, bunlar kişinin işi ile de bağlantılıdır. İstikamet olmadıkça hiçbir ibadetin semeresini alamayacaktır. Bu yüzden Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

((ولن يُغْلَبَ اثنا عَشَرَ ألفا مِنْ قِلَّةٍ ))

[أخرجه أبو داود والترمذي عن عبد الله بن عباس ]

“On iki bin kişi sayıca az diye mağlup edilemez.”

(Ebu Davud ve Tirmizi Abdullah b. Abbas’tan nakletmiştir)

On iki bin iyi Müslüman sayıca az diye mağlup edilemez. Ama bir milyar yedi yüz milyon müslümanın sözleri yüce değilse ki hiçbir şey ellerinde de değilse, karşı tarafın binlerce yolu vardır.

Gözleri Haramdan Sakınmak:

Şimdi gözleri sakınmaya gelelim. Dikkat edin:

(( النظرة سهم مسموم من سهام إبليس من تركه من مخافتي أبدلته إيماناً يجد له حلاوته في قلبه ))

[ أخرجه الطبراني عن عبد الله بن مسعود ]

“Harama bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur. Bu sebeple, Allah’tan korktuğu için harama bakmayı terk eden kimseye, mükâfat olarak Allah öyle bir iman verir ki, onun tadını kalbinde hisseder.”

(Taberani Abdullah b. Mesud’dan nakletmiştir)

Kişiye bir ok gelir ve sadece bir yerini yaralar. Ama o ok zehirli bir oksa tüm bedenini zehirler. Hadis de bu şekildedir:

(( النظرة سهم مسموم من سهام إبليس ))

“Harama bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur.”

İnsan harama baktığında hayatında köklü bir değişim olur, karakteri önemsiz sebeplerle iç kargaşa ve sürekli bir endişe hissiyle zorlaşır.

(( النظرة سهم مسموم من سهام إبليس من تركها من مخافتي أبدلته إيماناً يجد له حلاوته في قلبه ))

“Harama bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur. Bu sebeple, Allah’tan korktuğu için harama bakmayı terk eden kimseye, mükâfat olarak Allah öyle bir iman verir ki, onun tadını kalbinde hisseder.”

Şimdi önemli bir noktaya değinelim: Her toplumda uygulanan kanunlarda hırsızlık oradaki kanunlarda yasaklanmıştır ki Allah Azze ve Celle de onu haram kılmıştır. Birisi hırsızlık yapmadığında acaba kanunlardan, sistemden, hapisten mi korkuyordur, yoksa Allah’tan mı korkar? Bunu bilemeyiz. Bir şey çaldığında bu konuda kesin yasalarla büyük bir cezası vardır. Aynı zamanda da kişi Allah’a karşı günah işlemiş olur. Fakat hikmet gereği harama bakmamak gibi birçok ilahi emrin kanunlarla bir alakası yoktur. Dünyada bu yüzden sizi hesaba çekecek, sorgulayacak bir sistem yoktur.

Yani evde oturuyorsundur, karşıda bir ev daha vardır ve bir kadın rahat bir halde balkona çıkmıştır, sen de karanlıkta odanda oturuyorsundur. Kadın da balkonda açık bir kıyafetle duruyordur. Sen bu kadına dikkatle bakarsan, gözlerini onun güzelliğine kaptırırsan, dünyada senin bu yaptığını ortaya çıkaracak hiçbir güç yoktur. Ancak müminsen başka…

Ramazan gününde eve girersin, dayanılmaz bir sıcak vardır, aşırı susamışsındır, şimdi sen buzdolabını açsan bir bardak soğuk su alıp içsen bunu kim bilebilir? Ama Ramazan ayındasın ve kendi evinde de olsa dikkatli olmalısın, ahlakın seni engeller, Müslüman Ramazan ayında ağzına bir damla su alamaz mı? Hayır alamaz, çünkü oruç dindir ve bir karşılığı vardır.

Bazı konularda kanunlar ve dini kurallar müttefiktir. Bir kişi yasaların ve dinin yasakladığı bir şeyi terk ettiğinde bunun sebebini bilemeyiz. Acaba kanunlardan korktuğu için mi yoksa Allah’tan korktuğu için mi böyle davranmıştır? Fakat Allah’ın hikmeti dünyadaki yasalarda bulunmayan, onların yasaklamadığı, sadece Allah’ın haram kıldığı şeyler de vardır.

Harama bakmak, harama bakmaktan sakınmak, Büyük bir hikmet ile bazı emirler Müminin ihlâsı ile bağlantılıdır. Mesela oruç, gözleri haramdan sakınmak da bunlardandır.

Değerli kardeşlerim, İbn Kayyım El-Cevziyye kitabında ki onun el-Kâfi isminde bir eseri vardır, harama bakmamanın faydalarından bahseder. İnşallah bu konuya yarın devam ederiz, İbn Kayyım kitabında harama bakmamanın on temel faydasından söz ediyor. Bu konu Kuran’da şöyle geçmektedir:

﴾ قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ﴿

“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar”

Harama bakmamanın tatlı meyveleri alınacaktır. İslam mükemmel bir kanunlar bütünüdür, hem genel hem de özel manada hayatınızla bağlantılıdır. Bedenle, ruhla, beş duyu ile kalp ile ilişkisi vardır. Ki kalbin bir ibadeti vardır ki o da ihlâstır.

﴾ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصاً لَهُ الدِّينَ ﴿

[ سورة الزمر الآية : 2 ]

“Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.”

(Zümer Suresi: 2)

İtaat organlarla yapılırken, ihlâs kalptedir. Dünyada var oluş sebebin ibadettir. Zira Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴾ وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصاً لَهُ الدِّينَ ﴿

[ سورة الذاريات الآية : 56 ]

“Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.”

(Zariyat Suresi: 56)

Allah Subhanehu ve Teâlâ’dan ona başarılı bir kulluk yapabilmemizi, dünyada var oluş sebebimizi gerçekleştirmemizi nasip etmesini dileriz. Ayet ne buyuruyor:

﴾ مَا يَفْعَلُ اللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِنْ شَكَرْتُمْ وَآَمَنْتُمْ وَكَانَ اللَّهُ شَاكِراً عَليما ﴿

[ سورة النساء الآية : 147 ]

“Eğer siz iman eder ve şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.”

(Nisa Suresi: 147)

Eğer müminseniz ve şükrederseniz ilahi tavır takınırsınız.

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adıyla, salât ve selam HZ. Muhammed’e, onu ailesi ve tertemiz ashabına olsun. Allah’ım bize ver, mahrum etme, ikram et, yasaklama, bizden razı ol, senden razı olmayı nasip et.  Salat ve Selam ümmi olan peygamber Efendimiz ve ashabına olsun.

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun