Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Bu yüce ibadeti yani haccı yerine getirmen, Allah Teâlâ’nın kabul buyurması ve ondan razı olması, kişinin boş yere çokça para ve değerli vaktini harcamaması, meşakkatlere katlanmaması, sonuçta haccının kabul edilmeyip kendisine “sen gelmedin, sana hoşnutluk yoktur… Haccın kabul edilmemiştir.” denmemesi, haccının boşa gitmemesi için; gitmeden önce büyük küçük, değerli değersiz tüm günah ve hatalarından tövbe etmesi gerekir. Her türlü haram kazançtan, günahla dolu ilişkilerden çekinmeli, başkalarının haklarını ödeyip günahlardan sıyrılmalıdır. En önemlisi de hacdan döndükten sonra onlara bir daha dönmemeye kesin karar vermelidir. Aksi takdirde hac bir ibadet değil, sadece bir ritüel haline gelir. En büyük tehlike, en büyük zan, hacının geçmişteki tüm günahlarının silineceğini, tüm hatalarının bağışlanacağını düşünmesidir. Hacca giden kişinin annesinden doğduğu günkü gibi olacağı, tüm günahlarının bağışlanacağı hususunda üzerine ittifak edilen hadisler vardır evet fakat Rasulullah (s.a.v.)’in işaret ettiği bu günahlar sadece kul ile Rabbi arasındaki günahlardır. Kul ile diğer varlıklar, insanlar arasındaki günahlara, kişinin zimmetinde olan başkasının haklarına, yerine getirilmeyen görevlere gelince, bunlar kişinin üzerinden düşmez ve bağışlanmaz. Bu türden günahlar ancak hakkı ödemek ya da karşı tarafın bağışlamasıyla affedilir. Bir üçüncü günah çeşidi de vardır ki o hiç affedilmez, o da Allah’a şirk koşmaktır. Affedilmeyen günahlar kul ile diğer insanlar arasındaki günahlardır. Affedilecek olan günahlar ise, kul ile Rabbi arasındaki günahlardır

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun