Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ve Selam peygamber Efendimize, ailesi ve tertemiz ashabına, emanetinin davetçilerine, komutanlarına olsun. Ey âlemlerin Rabbi bizden ve onlardan razı ol. Allahım bizi cehalet ve şüphe karanlıklarından, ilim ve marifet nuruna çıkar. Arzularımızın çukurundan alıp cennetini bahşet.

Neden “Oku!” ???

Değerli kardeşlerim; İnen ilk surenin ilk ayetinin ilk kelimesi:

﴾ اقْرَأْ ﴿

[ سورة العلق الآية:1 ]

“Oku!”

(Alak Suresi: 1)

Neden “Oku!”?

Çünkü eşya maddi bir varlıktır ve üç boyutludur, boşlukta yer kaplar.

Bitki maddi bir varlıktır, boşlukta yer kaplar, üç boyutludur fakat gelişir büyür.

Hayvan maddi bir varlıktır, boşlukta yer kaplar, üç boyutludur, o da gelişir fakat ayrıca hareket eder.

İnsana gelince, insan da maddi bir varlıktır, boşlukta yer kaplar, gelişir, hareket eder ve düşünebilir.

Şimdi Allah Teâlâ insana idrak gücü vermiştir. Bu idrak yani anlama ve kavrama yetisini bazı âlimler “insandaki üstün ihtiyaç” olarak adlandırırlar. Aynı zamanda insanda alt seviyede ihtiyaçlar da bulunur ki bunlar yeme, içme ve evlenme ihtiyacıdır. Üstün ihtiyaç ise ilim talep etmek, ilim almaktır. İnsan ilim almadığı, öğrenmediği zaman insanlık seviyesinden kendisine yakışmayacak bir seviyeye düşer. Bu yüzden Allah Azze ve Celle ilim talep etmeyen kişiler için şöyle buyuruyor:

﴾ أَمْوَاتٌ غَيْرُ أَحْيَاءٍ ﴿

[ سورة النحل الآية:21]

“Onlar canlı değil ölüdürler;”

(Nahl Suresi: 21)

﴾ كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ ﴿

[ سورة المدثر الآية : 50]

“Onlar adeta ürkmüş yaban eşekleri gibidirler.”

(Müddesir Suresi: 50)

﴾ مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَاراً ﴿

[ سورة الجمعة الآية : 5]

“Tevrat’la yükümlü tutulup da onun hakkını vermeyenlerin durumu, koca koca kitaplar taşıyan merkebin durumuna benzer.”

(Cuma Suresi: 5)

﴾ إِنْ هُمْ إِلَّا كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ﴿

[ سورة القرقان الآية : 44]

“Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.”

(Furkan Suresi: 44)

﴾ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ ﴿

[ سورة المنافقون الآية : 4]

“Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler.”

(Münafikun Suresi: 4)

Yani insan ilim almadığında insanlık seviyesinden kendisine hiç yakışmayan bir seviyeye düşer. Nasıl ki her gün nefes alıyorsun, yemek yiyorsun, işte öyle ilim öğrenmelisin. İlim öğrendiğinde yaratıcıyı tanırsın, dünya hayatının hakikatini, dünyadaki görevini, ölümden sonra ne olacağını öğrenirsin. Kuran’ın ilk suresinin ilk ayeti:

﴾ اقْرَأْ ﴿

“Oku!”

Okumak:

Oku fakat,

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ﴿

[ سورة العلق الآية : 1 ]

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.”

(Alak Suresi: 1)

Birinci Anlamda Okumak: Araştırarak ve imanla okumaktır.

Aldığın ilim seni Allah’a imana yönlendirmelidir:

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ ﴿

“Rabbinin adıyla oku.”

Bu yüzden büyük Fizik Bilim adamı Einstein ki bu kişi izafiyet teorisini ve mutlak ışık hızını bulan kişidir, diyor ki:

Her insan bu evrende olduğundan daha fazla güç, olduğundan daha fazla merhamet, olduğundan daha fazla bilgi düşünemez. İnsan canlı ama ölüdür.

Öyleyse bize ilk emredilen kıraat yani okuma, araştırarak ve imanla okumaktır. Okumak yani bizi Allah’a imana götürecek ilmi almaktır.

İkinci Anlamda Okumak: Şükür ve İrfan Okumasıdır:

İkinci olarak yapmamız gereken okuma şudur:

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ ﴿

[ سورة العلق الآية : 1-2]

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.”

(Alak Suresi: 1-2)

Yani okumak Allah’a imana giden bir yoldur. Gökler ve yerler hakkında tefekkür etmektir ve nefsine en yakın şeydir.

﴾ خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ ﴿

“O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.”

 

Şimdi ikinci manada okumaya gelelim ki o şükür ve irfan okumasıdır.

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ ﴿

[ سورة العلق الآيات : 1 ـ 3 ]

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.”

(Alak Suresi: 1-3)

En büyük nimet nedir? Var oluş nimetidir.

﴾ هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئاً مَذْكُوراُ ﴿

[ سورة الإنسان الآية : 1 ]

“İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.”

(İnsan Suresi:1)

Seni yoktan var etti. Allah’ın yardım nimeti hava, su, yeme, içme, eş, çocuk gibi nimetlerde sana yardım eder. Hidayet, feraset nimetleri de vardır ve en yüce nimet ilimdir.

Hep söylerim; Bayramdan sonra mütevazı bir ailenin çocuğu akrabalarından, amcalarından, teyzelerinden bayram hediyeleri alsa sana der ki: Benim çok param var. Yani onun için yüz dinar çok büyük bir şeydir. Fakat pentagondan sorumlu olan kişi “biz Irak harbine büyük meblağlar ile hazırlandık” dese, bu meblağ ne kadar olur? İki yüz milyar kadar olur. İşte her şeyin sahibi olan Allah şöyle buyuruyor:

﴾ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيماً ﴿

[ سورة النساء الآية : 113 ]

“Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğini sana öğretmiştir. Sana Allah’ın lütfü gerçekten büyük olmuştur.”

(Nisa Suresi: 113)

Öyleyse mutlak manada en büyük nimet Allah’ı tanımak, Allah’ı bilmektir. Allah’ı bilirsen, her şeyi bilirsin, onun bilgisine sahip olamazsan her şeyi kaybedersin.

Yani ilk manada okumak araştırarak, iman ile okumaktır.

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ﴿

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku.”

Seni yaratan Allah’ı tanımak için okumak. İkinci manada okumak ise şudur:

﴾ اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ ﴿

“Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.”

Sana var oluş nimetini, yardım, hidayet, feraset nimetlerini bahşetmiştir. İkinci manada okuma, şükür ve irfan, Allah’ı hakkıyla tanımak için okumaktır.

Üçüncü Anlamda Okumak: Vahiy ve İtaat Okumasıdır:

Üçüncü anlamda okumak ile ilgili Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ * عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ﴿

[ سورة العلق الآيات : 1 ـ 5]

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”

(Alak Suresi: 1-5)

﴾ الرَّحْمَنُ * عَلَّمَ الْقُرْآَنَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ * عَلَّمَهُ الْبَيَانَ ﴿

[ سورة الرحمن الآية : 1 ـ 2 ـ 3 ـ 4 ـ ]

“Kuran’ı rahman öğretti. İnsanı O yarattı. Ona anlama ve anlatmayı öğretti.”

(Rahman Suresi: 1-4)

Kişi duygularını sözlerle ifade eder, ses parçaları dildir, yani bazen devlet seyahat etmeyi yasaklamak zorunda kalır. Atılan kurşunların gücü altında bir tebliğ yayınlar. Uymayan bir kişi bile bulamazsın. Yani iletişim araçlarından biri dil ile yapılan iletişimdir. Hatta bu en büyük iletişim aracıdır. Eğer dil olmasaydı her insanın evine ayrı ayrı gitmek gerekirdi ki bu imkânsızdır. Ama bir resmi tebligat yayını ile istenilen şeye karşılık verilir. İşte en büyük iletişim, dil ile yapılan iletişimdir. Öyleyse:

﴾ الرَّحْمَنُ * عَلَّمَ الْقُرْآَنَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ * عَلَّمَهُ الْبَيَانَ ﴿

[ سورة الرحمن الآية : 1 ـ 2 ـ 3 ـ 4 ـ ]

“Kuran’ı rahman öğretti. İnsanı O yarattı. Ona anlama ve anlatmayı öğretti.”

(Rahman Suresi: 1-4)

Yüz yüze konuşmak ise toplanmayı, bir arada bulunmayı gerektirir. Bu her zaman olmaz. Büyük müfessirler hayatlarında yüzlerce kişi ile görüşmüşlerdir ama öğretip anlatmış ve gitmişlerdir. Buna rağmen yine bin yıl öncesine ait bir tefsir bulabilirsin. Çünkü onlar kalem ile yazarak öğretmişlerdir. Böylece basılı eserleri olmuştur. Öyleyse şifahi, yüz yüze iletişim, yazı ve tercüme ile iletişim kurabiliriz. Şifahi iletişim bir arada bulunmayı gerektirirken yazılı iletişimde buna ihtiyaç yoktur.

Büyük âlim Kurtubi’nin kitabını bir defa aç. Çok önemli bir tefsirdir, ben de zaman zaman ona başvururum. Bu âlim bin sene önce vefat etmiştir. Eseri binlerce kez basılmış ve yüzlerce, binlerce insan ondan faydalanmıştır. Derslerimizde hep onu kullanırız. Öyleyse ilim yazıya geçirildiğinde nesillerden nesile aktarılıyor, tercüme edildiğinde farklı milletlere ulaşıyor. Yani şifahi ilimde karşılıklı oturmak, görüşmek şarttır. Fakat yazılı ilimde buna gerek yoktur, Hele ki tercüme edilirse o zaman ilim farklı milletlere de ulaşacaktır.

Değerli kardeşlerim;

﴾ الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ * عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ﴿

“O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”

İşte bu vahiydir. Üçüncü anlamda okumak vahiy ve itaat okumasıdır. Araştırarak iman ile okumak, şükür ve irfan okuması, vahiy ve itaat okuması… Göklerden gelen vahiy…

﴾ الرَّحْمَنُ * عَلَّمَ الْقُرْآَنَ ﴿

“Kuran’ı rahman öğretti”

İki çeşit vahiy vardır; tilavet edilen vahiy ki o Kuran’dır. Diğeri tilavet edilmeyen vahiydir ki o da Sünnet-i nebi’dir.

(( ما إن تمسكتم بهما فلن تضلو بعدي أبداً ، كتاب الله ، وسنة رسوله ))

“Kim benden sonra şu ikisine tutunursa yoldan sapmayacaktır: Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti.”

Dördüncü Anlamda Okumak: Düşmanlık ve Zulüm için Okumaktır, bu okumadan Allah’a sığınırız:

Ancak dördüncü bir anlam daha vardır. Araştırma ve iman, şükür ve irfan, dördüncü araştırma ise: Düşmanlık ve zulüm.

Misket bombasında binlerce demir topu bulunur. Bunların her biri beş yüz metre isabet yeteneğine sahiptir. Yüksek zekâ gerektirir. Vakumlu bombalar, kimyasal bombalar, bakteriyel bombalar, parça tesirli bombalar, misket bombaları, yanıcı doğaüstü bombalar, betonarme yapıları bile delerek patlarlar. Bunlar ambarlar içindir. İtalya’daki çatışmalarda yatak odalarını bu bombalarla bombaladılar. Bu şaşırtıcı bir gelişmedir ama bu gelişme ve ilerleme düşmanlık ve zulüm içindir. Vahyi okumak, araştırma ve imanı okumak, şükür ve irfan okuması, vahiy ve itaat okuması, düşmanlık ve zulüm için okumak…

Özet:

Değerli kardeşlerim, marifet ilim talep etmektir, insanlık seviyesinden insana hiç yakışmayacak seviyelere inmek değildir. Camilerden, seminerlerden, dini enstitülerden, okullardan, bir âlimden, özel görüşmelerden, gece sohbetlerinden ilim alabiliriz. İlim almalıyız ki insan insanlığını ortaya koysun, aksi takdirde onu kaybedecektir. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki:

﴾ كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ ﴿

[ سورة المدثر الآية : 50 ]

“Onlar adeta ürkmüş yaban eşekleri gibidirler.”

Yani kişi çalışır, çabalar, gece gündüz çalışır, evini daha iyi bir yere taşır, sonra yine çalışır, evini genişletir, sonra yazlık bir ev daha alır, sonra seyahatlere çıkar, sonra ölüm gelir ve bir saniyede her şeyini kaybeder.

(( عبدي رجعوا وتركوك ، وفي التراب دفنوك ، ولو بقوا معك ما نفعوك ، ولم يبقَ لك إلا أنا ، وأنا الحي الذي لا يموت ))

[ حديث قدسي ]

“ Ey kulum, dönüp gittiler ve seni toprağa bıraktılar, gömdüler. Seninle kalsalardı, yine bir faydaları olmayacaktı. Sana benden başka kimse kalmaz, diri olan ancak benim”

(Kutsi Hadis)

Önemli olan gelecek için yaşamaktır. İnsanların çoğu bulundukları an ve geçmiş için yaşıyorlar. Filanca üniversitede okudu, şu anda mühendis, peki gelecekte ne olacak? Gelecekte ayrılık var ve ayrılık insan hayatındaki en zor şeydir. Belki iki yüz metre bir evin olur, eşin, kızların, delikanlılar, damatlar, gelinler, gece toplantıları, yolculuklar, geziler, sonra kabir…

Vallahi birisinin cenazesine gittim, onu kabre koydular, sonra aklıma geldi, bu kişi dünyadaki en zeki kişi idi ama yaşamak zorunda olduğu sonu o da yaşadı, dünyadaki en zeki insan…

Değerli kardeşlerim, “Oku!” Kuran’ın ilk suresinin ilk ayetinin ilk kelimesi. İlim alın, ilim almak için milyonlarca yol vardır. Fakat bu Efendimizin buyurduğu gibi olmalıdır:

(( لا بورك لي في طلوع شمس يوم ، لم أزدد فيه من الله علما ، ولا بوك لي في طلوع شمس يوم لم أزدد فيه من الله قرباً ))

“İlmimi arttırmadan güneşin doğduğu gün Allah beni bereketli kılmasın, Allah’a yaklaşmadan doğan günde Allah beni bereketli kılmasın.”

Değerli kardeşlerim,

﴾ اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ * عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ﴿

“Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.”

(Alak Suresi: 1-5)

Son okuma şekli düşmanlık ve zulüm için okumaktı. Tefekkür etmek gerekir:

﴾ كَلَّا إِنَّ الْإِنْسَانَ لَيَطْغَى * أَنْ رَآَهُ اسْتَغْنَى ﴿

[ سورة العلق الآية : 6 * 7 ]

“Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli görerek çizgiyi aşar.”

(Alak Suresi: 6-7)

Dördüncü anlamda okumaktan Allah’a sığınırız. Diğer üç okuma şekli istenen, zaruri olan okumalardır. İlim almak müminin özelliklerindendir. Zira var oluş sebebimiz Allah’ı tanımaktır.

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun