Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Işık Hızı ve İzafiyet Teorisi

Değerli kardeşlerim Allah Teâla (c.c) şöyle buyuruyor:

﴾ وَإِنَّ يَوْماً عِنْدَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ﴿ 

“Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin seneye eştir”

(el-Hacc/22, 47)

Yirminci yüzyılın en meşhur teorilerinden biri de Albert Einstein’in izafiyet teorisidir. Bu teori kâinattaki mutlak hızı keşfetti. Bu, saniyede 300.000 km. hızı olan ışık hızıdır.

Herhangi bir cisim bu hızla hareket ettiğinde ışık olur. Varsayalım; Etten ve kandan oluşan, yetmiş kilo ağırlığı olan bir insana uzayda bu hızda yürüme imkânı verilse, gözden kaybolur ve ışık olur.

Işığı geçen hangi cisim olursa olsun zaman geriler.

Yine bir varsayım olarak; Eğer ışıktan daha hızlı gidebilen bir araca binsek, Bedir, Uhud, Hendek ve Yermük savaşlarını kendi gözlerimizle görebilirdik. Bu savaşların hepsi çok şerefli ve kutsal savaşlardır. Eğer ışık hızından daha yavaş bir hızla gidilse, zaman yavaşlar. Eğer ışık hızıyla aynı hızda hareket edilse, zaman durur.

Bu dev teori, yeryüzündeki bütün fizik mefhumlarını altüst etti. Bu teoriyi ortaya koyan kişi, dünyadaki bilim adamlarının en bilgini olan Albert Einstein’dır. Ona karşı insaflı olmak isterim. Çünkü O, bir keresinde şöyle demişti:
Bu kâinattaki olabileceklerin en kuvvetlisi olan gücü, her şeyi bileni, merhametlilerin en merhametlisini ve hikmetlilerin en hikmetlisini göremeyen kişi, sözde canlı ancak hakikatte ölü bir insandır. O, Allah’a iman eden bir kişi idi.

Kur’ân’ı Kerîmde Geldiği Üzere Işık Hızı:

Fizik, hareket ve hız mefhumlarını altüst eden bu dev teorinin Kur’ân’ı Kerîm’e derc edilmiş olduğu hiç akledip düşünülür mü?! Bu, Kur’ân’ı Kerîm’in bilimsel mucizelerinden biridir.

﴾ وَإِنَّ يَوْماً عِنْدَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ﴿

( سورة الحج )

“Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin seneye eştir” 

(el-Hacc/22,47)

Araplar bu âyetin muhatabıydılar ve onlar takvim olarak kamerî (ay) takvimi kullanıyorlardı.

Ay, dünyanın etrafında her ay bir devir döner. Eğer ayın merkezini alıp, ondan dünyanın merkezine uzanan bir çizgi çeksek ki ortaokul öğrencisi bile bu çizginin uzunluğunu hesap edebilir, Ay’ın yarıçapı ile Dünya’nın yarıçapı ve ikisinin arasındaki mesafedir. 

Ay’ın merkezi ile Dünya’nın merkezi arasındaki bu çizgi, dairenin yarıçapı’na eşittir ki o, Ay’ın, Dünya etrafındaki yörüngesidir. Öyle değil midir? İki ile çarpıldığında, çapı buluruz, pi sayısı olan 3.14 ile çarpıldığında çevreyi buluruz.

12 ile çarpımı, sene ise, 1000 ile çarpımı da bin sene eder. Ben, Ay’ın Dünya çevresindeki yolculuğunda kat ettiği dairenin çevresinin senede on iki ile çarpımı bin senede ise, bin ile çarpımı olduğunu bildiğimde ve Ay’ın bin senede Dünya çevresindeki yolculuğunda kat ettiği mesafeyi hesap ettiğimde ki bunu ortaokul öğrencisi bile şayet kendisine Dünya’nın ve Ay’ın çapını versek hesap edebilir. Dünyanın yarıçapı ile Ay’ın yarıçapını ve aralarındaki mesafeyi alır. Toplam, Ay’ın Dünya’nın çevresindeki yörünge alanı olan dairenin yarıçapıdır. İki ile çarp, çapı elde et. 3,14 olan pi sayısı ile çarp, Çevreyi bul. 12 ile çarp, seneyi. 1000 ile çarp 1000 seneyi elde et. Rakamların ne denli ince hesaplamalar sonucu ortaya çıktığını görüyoruz. Bu rakam, Ay’ın Dünya çevresindeki yolculuğunda kat ettiği kilometre sayısıdır. Eğer bugün onu saniyelere bölseydim, ışık hızı olurdu. Çünkü ışığın hızı saniyeler iledir. Ancak, Ay’ın Dünya etrafında bin senede kat ettiği yolu, ışık, bir günde kat eder.

﴾ وَإِنَّ يَوْماً عِنْدَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ﴿

 “Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin seneye eştir.” 

(el-Hacc/22,47)

Siz kamerî takvime göre bir seneyi saydığınızda, sonuç ışığın hızı saniyede 300.000 km. değildir. Bundan daha hassas hesaplamayla 299.752 km. dir. Bu, ışık hızının çok hassas hesabıdır.
Öyleyse; bu dev teori, Allah’ın kitabının bir âyeti içinde zikredilmiştir. Bu konu Moskova’da düzenlenen beşinci bilimsel mucizeler konferansında ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Bana göre konunun özü, aynı söylendiği gibidir: Kur’ân, konuşan kâinat.

Kâinat ise, susan Kur’ân’dır. Nebî (s.a.v), yürüyen Kur’ân’dır. Allah Subhânehû ve Teâlâ’dan temennim, bize sırat-ı müstakîm olan bu değerli Kur’ân’ın kıymetini bildirmesidir.
Kaynak:

İslam Akâidi/ Akâid ve İ‘câz. Ders: 10. Mükellefiyet Unsurları: Fıtrat 2. Nefsin niteliklerindeki ilâhî metodun incelikleri.  

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun