22: Pasaj (22-25) : Bilal’in Ezanı

1993-04-09

Rivayete göre Bilal (r.a.) Şam’a gitmiş, Rasulullah (s.a.v.)’in vefatı üzerinden de uzun zaman geçmişti. Bir gün Hz. Bilal rüyasında Efendimizi gördü. Rasulullah (s.a.v.) O’na “Bu ayrılık nedir ey Bilal? Beni ziyaret etsen ya!” diyordu. Bilal’in gönlünü hüzün kapladı, bineğine bindi ve Medine’ye Efendimizin kabrine doğru yola çıktı. Ulaştığında çok ağladı. O sırada Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a.) geldi. Görüşüp kucaklaştılar. Dediler ki: “Ey Bilal Rasulullah (s.a.v.)’in hayatında olduğu gibi ezan okumanı dinlemek istiyoruz.” Çok ısrar ettiler, bunun üzerine Hz. Bilal mescidin damına çıktı, daha önce durduğu yerde durdu. “Allahu Ekber” demesiyle tüm Medine Rasulullah (s.a.v.) dönemini hatırladı, Medine titredi, Müslümanlar evlerinden çıktı. Denir ki: “Medine’de Efendimizin vefatından sonra bu kadar çok ağlanan bir gün görülmemişti.” Bu durumu Ebu Süfyan (r.a.) da şöyle tasdik eder: “Ben Rasulullah (s.a.v.)’in ashabının O’na beslediği sevgiyi hiç kimsede görmedim.”

Bu hakikat her Müslümanın kıyamet gününe kadar bilip uygulaması gereken bir hakikattir. Buhari ve Müslim’de geçen şu hadiste de buyrulur ki:

(( لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ ))

[متفق عليه]

“Sizden biriniz, beni anne-babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (tam anlamıyla) iman etmiş olmaz.”

(Buhari ve Müslim)