Bilimsel Harikalar: 024 - Akrebin her şarta uyum sağlaması

2019-09-26

Allah Azze ve Celle’nin Yarattığı Varlıklar Üzerindeki Yüce Kudreti ve Özeni:

Eskiden beri elimde olan bir makale vardı. İçeriği şöyleydi: Otuz beş sene önce Fransa Cezayir çölünde bir nükleer patlama gerçekleştirdi.

 

Bu patlama alevli bir patlama ve aşırı bir basınçtır. Nükleer patlamanın bu yüksek sıcaklıkla tüm canlıları yok edeceği düşünülür.

Bu doğrudur fakat doğruluğunu eksiltmeyen bir durum var ki o da şu; Patlamanın ortaya çıkardığı basınç her şeyi yok etti.

Sıcaklık sebebiyle ölmeyen basınçtan öldü. Nükleer patlama diyoruz. Bu durumda bu patlamadan sonra orada hiçbir canlının kalmaması gerekir.  Ve tabi ki patlamanın gerçekleştiği yerde ne bir bitki, ne bir hayvan, ne de bir insan hayatta kaldı. Ve bölgede kocaman bir yarık meydana geldi.

Bir ateş topu çok uzak mesafelere kadar yükselip ulaştı. Patlamanın ardından, yeryüzünün durulması ile patlamanın gerçekleştiği yerde yürüyen bir akrep buldular.

Bu çok ilginç, garip bir olaydı. Müthiş bir şeydi. Bilimsel araştırmalarda hiç tecrübe edilmemişti. Bu yüzden zoologlar çeyrek asırdır bu akrebi inceleme için saklıyorlar.

Akrebin Ortam Şartlarına Karşı Dayanıklılığı:

Şimdi kıssadan hisseye gelelim. Akrep üç sene boyunca yemeden içmeden hayatta kalabiliyor. İki gün boyunca suyun altında nefesini tutabiliyor.

Keşfettiler ki akrebi buzdolabına koyduğunuzda, soğukluk 10 dereceden -20 dereceye kadar ulaşsa da bundan etkilenmiyor.

60 derece sıcaklıktaki kızgın çöle götürülse bu yüksek sıcaklık değişimine uyum sağlayabiliyor.

 

Yine kötü bakterilerle dolu bir yere kapatılsa bundan asla etkilenmiyor. Sanki soğuk bir banyodaymış gibi davranıyor. Sonra bu akrebi insan vücudunun dayanabileceğinden üç yüz kat daha fazla nükleer radyasyona maruz bıraktılar ve akrep buna da dayanabildi.

Ardından hayvanı parçaladılar ve içinde hiç kan yoktu. Sadece sarı bir serum vardı. Peki, bu bize ne öğretti? Az önce dediğim gibi: İbret bu akrep hakkındaki muhteşem gerçeklerde değil, asıl önemli olan bizim bu olaydan yapacağımız çıkarsamalardır.

İnsanların Hastalığı Bir Eğitim, Terbiye Aracıdır:

İnsanın kalbi, beyni, kasları, sindirim sistemi, salgılama sistemi tüm değişkenlere katlanabilecek koruyucu nitelikte olan sistemlerdir.

Tüm etkenler, bunun manası şudur, hastalık ortadan kaldırılabilir, fakat bunun bir amacı vardır o da hastalığın bir eğitim, bir terbiye aracı olmasıdır. Allah Teâlâ buyuruyor ki:

﴾ وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ * الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ * أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ ﴿ 

[ سورة البقرة : 155-157]

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, "Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz" derler. İşte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.”

(Bakara Suresi: 155-157)