Karanlık Mod
04-06-2026
Logo
?Fetva: 8–İslam’a davet her Müslüman üzerine farz mıdır
   
 
 
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla  
 

Soru:

Saygıdeğer hocam Muhammed Ratıb en-Nablusi,
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İslam’a davet her Müslüman üzerine farz mıdır? 
Allah sizden razı olsun.

Cevap:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, Salât ve Selam dürüst ve sözünün eri olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun. Şöyle ki;
Kıymetli kardeşim,
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Sorunuzun cevabı şu şekildedir: 
Öncelikle; Allah’ın dinine davetin farz-ı ayn (her Müslüman üzerine bireysel olarak yapılması zorunlu olan şey) olduğuna inanıyor musunuz? Neden namaz kılıyorsunuz? Çünkü namaz farz-ı ayndır. Aynı şekilde tebliğ de farz-ı ayndır. Bunun delili de şu suredir:

﴾ وَالْعَصْرِ* إِنَّ الْإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ* إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ﴿

 “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” 

[ Asr Suresi ]

Bu herhangi bir ziyan, kayıptır. Asr burada mutlak zamandır. İnsan da yine herhangi bir insan bir yerde ve zamanda… Çünkü zaman insanı tüketir, siz birkaç günden ibaretsiniz ve günler geçtikçe sizden de bir parça götürür. Her yeni doğan gün şöyle seslenir: “Ey Âdemoğlu ben yeni bir varlığım ve senin yaptıklarının şahidiyim. Öyleyse benden yararlan zira kıyamet gününe kadar geri dönmeyeceğim.” Allah’a davet her Müslüman üzerine farz-ı ayndır. Çünkü Allah Teala şöyle buyurur:

﴾ وَالْعَصْرِ* إِنَّ الْإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ* إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ﴿

 “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” 

[ Asr Suresi ]

Kurtuluşun dört rüknü vardır. Bu rükünlerden biri hakkı tavsiye etmektir. Hakkı tavsiye etmek hakkın ve hakikatin çemberinin büyümesini sağlar. Bunu yapmazsak eğer batılın çemberi büyür ve hakikat kaybolur. İşte bu var olup olmama meselesidir. Varoluş meselesidir. Birbirinize hakkı tavsiye etmezseniz hakikat çemberi daralır ve batıl çemberi onu yener. Buradan çıkarılacak ders şudur; Batılın alanda tek başına var olmasına izin verilmemelidir. Küçük bir mescit de olsa hak var olur, büyür, büyümesi sebebiyle de varlığını korur. Allah’a davet farz-ı ayndır. Ama öğrendiğiniz şeyler ve tanıdığınız kişiler nispetinde olması şeklinde iki şartı vardır. Bildiğiniz şeyler derken mesela bir ayetin açıklamasını duydunuz ve derinden etkilendiniz, sahih bir hadis duydunuz, fıkhi bir hüküm, büyük bir sahabinin bir kahramanlık hikayesini dinlediniz, bunları işittiniz ve etkileşimde bulunup etkilendiniz, işte o zaman onu insanlara, özellikle ailenize ve akrabalarınıza, komşularınıza, arkadaşlarınıza, dostlarınıza, sadece bu insanlara ulaştırmalısınız. Öğrendiğiniz şeyler ve tanıdığınız kişiler nispetinde Allah’a davet farz-ı ayndır. Farz-ı kifaye ise, Allah Teala şöyle buyuruyor:

﴾ وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”  

[ Al-i İmran Suresi ]

Bu farz-ı kifayedir (bir toplumda bir kesimin yerine getirmesi ile diğerlerinin üzerinden düşen farz) Derinleşmek, ayrıntılara hakim olmak, ayrıntılı delilleri bilmek, tüm şüphelere cevap vermek, bunlar davet konusunda uzmanlaşmış kişilerin görevidir. Tebliğ konusunda derinleşmiş kişiler için farz-ı kifayedir. Toplumun bir kesimi bunu yerine getirdiği zaman diğerlerinin üzerinden bu sorumluluk düşmüş olur. Ancak her Müslüman bildiği şeyler ve tanıdığı kimseler nispetinde Allah’a davet görevi ile mükelleftir. Bu konuda üçüncü bir delil şu ayettir:

﴾ قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿

“De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim." 

Şimdi dikkatlice bakın, eğer Allah’a hakkıyla çağırmazsanız Resulullah’a uymuyorsunuz demektir. Rasulullah (s.a.v.)’e tabi olmayan kimseyi de Allah sevmez. Bunun delili şu ayettir:

﴾ قُلْ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ ﴿

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” 

Çok önemli bir cümle bu; eğer Allah’ı seviyorsanız Resulüne tabi olmak, itaat etmek zorundasınız. Rasulullah (s.a.v.) size emrediyor. Allah’a davet farz-ı ayndır. Tebliğin gerekliliklerinden biri öncelikle kendinizi ilim talebine yöneltmenizdir. İlim talebi de, ilim öğrenmek de farz-ı ayndır. Sonra da o ilmi nakletmek farzdır. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

(( بلغوا عني ولو آية ))

 “Bir ayet de olsa benden insanlara ulaştırın.”

Şimdilerde günlük görüşmeler ile ilim öğrenmekten başka bir yol yok. Ben de dahil burada bulunanlar arasında ailesiyle, arkadaşlarıyla, komşularıyla, seyahat ederken görüşmeyen yoktur. Her görüşmenizde güvenilir kişilerden duyduğunuz doğru bilgileri, hakkı başkalarına aktarmaya özen gösterin. Allah’a davet her Müslüman üzerine vaciptir hatta her Müslüman üzerine farz-ı ayndır. Ancak sizi gücünüzün üzerinde bir şeyle sorumlu tutmayız. Sadece Cuma hutbesine gittiyseniz ve oradan değerli bir bilgi alıp kaydettiyseniz, o bir hafta içinde, yolculukta, bir törende, karşılaştığınız kişilere onları aktarın. Bu genel Müslümanlar içinde geçerlidir. Bir de farz-ı kifaye olan tebliğ görevi vardır ki o çokça vakte, derinliğe ve titizliğe ihtiyaç duyar. Bir Müslüman olarak ilmine, ihlasına, verasına güvendiğiniz bir hatip seçip ondan hak olan bilgileri almanız ve insanlara aktarmanız yeterlidir. Allah’ın zikredilmediği her türlü görüşmeye, her türlü toplantıya katılanlar eşek leşinden daha kötü bir halde kalkarlar. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

(( عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لا يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلا قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً ))

 “Ebu Hüreyre’den (rivayet edildiğine göre) Rasulullah (s.a.v), şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikretmeden bir meclisten kalkan topluluk, eşek leşi gibi (bir pislik)den kalkmış gibi olurlar ve (bu meclis kıyamet gününde) kendileri için bir üzüntü (kaynağı) olur." 

Dünya ayırır kardeşlerim ama Allah birleştirir. Allah’ı zikretmek için bir araya gelen hiçbir topluluk yoktur ki melekler onları kuşatmasın, rahmet onları sarmasın ve üzerlerine sekinet inmesin. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

(( عَنِ الأَغَرِّ أَبِي مُسْلِمٍ أَنَّهُ شَهِدَ عَلَى أَبِي هُرَيْرَةَ وَأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ أَنَّهُمَا شَهِدَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ: مَا مِنْ قَوْمٍ يَذْكُرُونَ اللَّهَ إِلا حَفَّتْ بِهِمُ الْمَلائِكَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَنَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ ))

“Ebu Müslim Ebu Hureyre ve Ebu Said el-Hudri’den Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Bir gurup insan bir yerde toplanıp Allah’ı gündemde tutmak için onun dinini öğrenmeye çalışırlarsa melekler onların etrafını çevirir. Allah’ın rahmeti onları kaplar ve üzerlerine huzur iner Allah onları kendi huzurundaki melekler yanında anar.”  

Her görüşmede bir ayet, bir hadis veya bir fıkhi hüküm okumayı alışkanlık haline getirin. Böylece hep insanları mutlu eder hem de kendiniz mutlu olursunuz.
Dr. Muhammed Ratıb en-Nablusi

Metni indir

نص الدعاة

Mevcut Diller

Resmi Gizle